KuşAdası Kaplıcalar
Çıban (Yavan su ) Kaplıcası, Venüs Kaplıcası, Güzelçamlı kaplıcası Kuşadası’nın en önemli kaplıcalarındandır.
16 Ocak 2008 Çarşamba
Kuşadası Plajları
Kuşadası Plajları
Kuşadası’nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı, Yılancı Burnu Plajı, Güvercin ada Plajı,Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Sevgi Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Kalamaki Plajıdır.
Kuşadası’nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı, Yılancı Burnu Plajı, Güvercin ada Plajı,Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Sevgi Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Kalamaki Plajıdır.
Mehmet Paşa Kervansarayı
Mehmet Paşa Kervansarayı : Bu Kervansaray 1618 yılında Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarda görülen top delikleri şehrin korsan saldırılarına karşı korunması amacıyla yapılmıştır. Kale İçi Camii : 1618 yılında Sadrazam Öküz Paşa tarafından inşaa ettirilmiştir.
Kruvaziyer ve Yat Limanları
Kruvaziyer ve Yat LimanlarıKuşadası’nda turist vapur ve gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Kuşadası Limanına her mevsim gemiler gelmektedir. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam’a ilkbahar ve yaz aylarında 1 Nisan - 25 Ekim arası her gün düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılıp, kış aylarında bu seferler charter olarak değişir. Limanda günebirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar mevcut olup, Mavi Tur yapan yatlar da yat limanında bulunmaktadır, bu yatlar ile günebirlik turlara katılabilirsiniz.
Kuş Adasında Gezilecek Yerler Güvercinada
Gezilecek Yerler
Güvercinada : Ondokuzuncu yüzyılda Mora ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı karakol olarak Osmanlı İmparatorlugu tarafından yapılmıştır.
Güvercinada : Ondokuzuncu yüzyılda Mora ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı karakol olarak Osmanlı İmparatorlugu tarafından yapılmıştır.
Kuşadası Ulaşım
Ulaşım
Kuşadası ‘na kara ve deniz yolu ile ulaşım imkanı vardır. Kuşadası Limanı bölgenin en önemli limanlarından bir tanesi konumundadır. En yakın hava alanı İzmir merkezde bulunmaktadır.
Kuşadası ‘na kara ve deniz yolu ile ulaşım imkanı vardır. Kuşadası Limanı bölgenin en önemli limanlarından bir tanesi konumundadır. En yakın hava alanı İzmir merkezde bulunmaktadır.
Kuşadası Genel Tanıtım
Kuşadası2008 yaz ayı secilen tatil bölgesi olarak kuşadasını sectik bunun nedenlerini size uzun uzun anlatacağız, fakat ilk önce ansiklobedilerde yazan Kuşadası tanıtımlarını inceleyelim.
Genel Tanıtım

Aydın şehrinin merkezine 71 kilometre uzaklıkta, Ege Bölgesi’nin denizle buluştugu kıyı şeridin de bulunmaktadır. Kuzeyinde Selçuk ve Pamucak, güneyinde ise Dilek Yarımadası ile sınırlanan Kuşadası merkezi İzmir, Efes, Milet, Meryemana, Didim, Pamukkale, Bodrum, Marmaris gibi önemli ve büyük turistik merkezlerin oldugu yerde bulunmaktadır. Kuşadası Limanı, Yunanistan ‘a ait Sisam adasına yakında olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye ‘nin ikinci önemli deniz kapısı konumundadır.
ÇATAZMAK PLAJI
ÇATAZMAK PLAJI: Çeşme ilçe merkezinden ulaşımın sağlandığı çatazmak Plajı da Çeşme’nin görülmeye değer plajlarından.
ÇİFTLİKKÖY VE PIRLANTA PLAJI
ÇİFTLİKKÖY VE PIRLANTA PLAJI: Bu plaj Çeşme’nin güney ve güneybatısında yer alıyor. Bu yörenin en önemli plajları PIRLANTA-TURSİTE ve ALTINKUM plajları. Burada da sizleri son derece kaliteli otel ve pansiyonlar bekliyor. Ayrıca burada kamp yapmak için de uygun alanlar bulunuyor.
DALYAN VE SAKIZLI KOY
DALYAN VE SAKIZLI KOY: Çeşme yarımadasının kuzey kıyılarında yer alan bu turistik merkezler, tipik balıkçı mahallesi, evleri, limanı, plajları ve insanlarıyla Ege yaşantısının ve doğal güzelliklerinin toplandığı bir yöre. Bu yöre, Çeşme ilçe merkezine 4 Km. uzaklıkta. Dalyan köyde çok sayıda kaliteli otel ve pansiyonlar sizleri bekliyor.
ILDIRI
ŞİFNE BÜYÜK LİMAN-PAŞA LİMANI
ŞİFNE-BÜYÜK LİMAN-PAŞA LİMANI: Ilıca plajı merkez olmak üzere kuzeydoğu yönünde Şifne`ye kadar uzanan kıyı bandı, güzel plajları ve kaplıcalarıyla büyüleyici bir merkez. Büyük Liman, Paşa Limanı koyları, turistik tesislerin, kamp alanlarının ve toplu yazlık konutların toplandığı bir yer konumunda. Şifne, kaplıcalarıyla ünlü bir merkez ve çok sayıda temiz ve düzenli pansiyon hizmet veriyor. Ilıca merkezine yaklaşık 5 Km. uzaklıktaki bu önemli turizm merkezine ulaşım ise Ilca’dan sağlanıyor.
BOYALIK KOYU
BOYALIK KOYU: Yaklaşık 5 Km. uzunluğunda ve çok güzel plajlara sahip bir koydur. Ilıca plajının karakteristiklerini gösteren bu koy ayrıca bugün Çeşme`nin en hızlı gelişen turizm alanlarından birisi. Koyun orta kısmında yer alan Kalem Burnu’nun karayla birleştiği yerde, yapıldığı yıllarda Türkiye`nin en büyük ve en modern konaklama tesislerinden biri olan ALTINYUNUS TATİL KÖYÜ ve Marinası bulunuyor. Bu tatil köyü tüm doğal zenginliklerini sizlerin hizmetine sunuyor. Bu koyun kuzey rüzgarlarına kapalı en sakin plajı ise Sakin Deniz (Ayayorgi) plajı. Kıyısındaki restaurantları, birbirinden keyifli tesisleriyle gerçekten sakin ve dinlendirici bir köşe.
ILICA
ILICA: 2 Km`ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşmenin en büyük ve popüler turizm merkezi durumunda.Deniz`in içinden kaynayan sıcak termal suları, Ilıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir.
Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun bir turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumda. Ilıca`nın önemini arttıran en önemli husus, termal olanakları. Birçok küçük, otel ve pansiyonlarda bile kaplıca suyu bulunuyor. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olması. Sığ sularda, özellikle termal kaynaklarla beslenen sularda ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiş durumda. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları, sağlık ve can güvenliği bakımından da çok elverişli.
Çeşme plajları
Çeşme plajları
29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız. Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi, bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa sörf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki. İşte en önemli plajlardan birkaçı;
29 km`lik Çeşme kıyı şeridi boyunca göreceğiniz birbirinden güzel plajların her birinden ayrı bir keyif alacaksınız. Çünkü, Çeşme öyle güzel bir ev sahibidir ki; her zaman tertemiz denizi, eşine az rastlanır yumuşacık kumsalları ve bunalmadan istediğiniz bronzluğa ulaşabileceğiniz güneşiyle kucaklar sizi. Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsal da sakince güneşlenmek mi, bir yat kiralayıp adaları gezmek mi, dalış tüpünüzü takıp derinlerdeki zenginliği keşfetmek mi yoksa sörf tahtanızı alıp rüzgarla dansetmek mi istiyorsunuz? Düşlemeniz bile yeter. Çeşme hepsini önceden düşünmüş ve her bir plajını farklı bir alternatif olarak hazırlayıp hizmetinize sunmuştur sanki. İşte en önemli plajlardan birkaçı;
Pırlanta Plajı’nda Kitesurf
Pırlanta Plajı’nda Kitesurf:Çiftlikköy’de bulunan Pırlanta Plajı hiç kesilmeden kuvvetli ve sabit esen rüzgarı ve dalgalarıyla Çeşme’yi ‘’Avrupa’nın rüzgar başkenti’’ olmaya aday etmiştir.Çeşmenin en batısında bulunan Pırlanta Plajı adını pırlanta gibi parlayan kumundan almıştır. Denizin 250 metre boyunca sığ ve sadece pırıl pırıl kum olmasıyla da dünyanın dört bir yanından surfçülerin bu bölgeye gelmesini sağlamıştır.
1980′lerde yüzlerce karavan plajın önünde park eder, akşamları karavanlarında konaklar ve plaj havada uçuşan kelebekleri andıran yüzlerce windsurfçünün rengarenk yelkenleriyle denizde dansına sahne olurdu.
2000′lerde ise plaj, yeni milenyumun en yeni ekstrem sporu olan Kitesurf ve kitesurfculerin de yeni merkezi oldu. Rüzgar sörfüne benzer yanlarından dolayı da pekcok rüzgar sörfçüsünün başladığı bu spor ile Pırlanta Plajı bu konuda dünyanın en önemli merkezleri arasına girdi. Ayrıca kitesurf, Çeşme Turizmine 13 yabancı tur operatörü ile, nisan ayından kasım ayına kadar hizmet veriyor ve sezonunu daha da uzatmak için çalışıyor.
Kitesurf, diğer birçok ekstrem sporla da birbirini tamamlıyor. Kitesurf rüzgar sörfünün yeni jenerasyonu. Artık rüzgar sörfüne genç nesilin talebinin azalmasından dolayı yeni milenyumda bir orta yaş üstü sporu haline gelince, kitesurf tüm dünyada bir patlama yaparak, trendi en hızlı yükselen spor oldu. Ayrıca board kullanımı açısından, snowboard, skateboard, wakeboard, rollerblade yapanlar da bu spora başladılar.
Pırlanta Plajı’nda bulunan surf tesisi Kitesurfbeach, Uluslararası Kitesurf organizasyonu (IKO) nun Türkiye’deki sertifika veren okulu ve sadece sertifikalı öğretmenler ile eğitim veriliyor.
2005 Türkiye Kitesurf Şampiyonası, 2005 Water and Air Dünya Şampiyonası ve 2006 yılında ise Türkiye Kitesurf Freestyle ve Türkiye Windsurf Freestyle Şampiyonaları burada organize edildi.
Windsurf ve Kitesurfçülere çevre otellerde konaklama, kamp ve karavan imkanı tanıyan Pırlanta Plajındaki tesislerde, ayrıca seyretmeye gelenler için de bir cafe, yüzme ve güneşlenme alanları yer alıyor.
Rüzgar sörfü
Rüzgar sörfü: Alaçatı’yı gördükten sonra sörf yapmak için başka bir yerde olmak istemeyeceksiniz.Alaçatı, Avrupa’nın sörf bölgeleri arasında en ilginç ve çeşitlik sunan bölgesi. Bozulmamış örtüsü ile sörf merkezi V biçiminde berrak suyu olan bir koydadır. Çeşitli rüzgar koşulları ve ideal sörf alanı ile Avrupa’daki en önemli sörf merkezlerinden birisidir. Deniz suyunun oldukça sığ olduğu bu bölgede rüzgar da kuzeyden esiyor.
Haziran ayından Eylül ayının ortalarına kadar ortalama 4-6 şiddetinde esen rüzgar, Nisan-Ekim aylarında ise %50 güney rüzgarı olarak eser ve güzel dalgalar oluşturur. Alaçatı sanki sörfçüler için yapılmış bir bölge gibi. Alaçatı’nın en güzel özelliği, rüzgarın soldan, yani meltem olarak esmesi ve şiddetli rüzgarda dahi düzenli dalgaların oluşması. Akıntının da rüzgar ile aynı yönde olması sörf yapanlara doyumsuz anlar yaşatıyor. Alaçatı ayrıca meltem rüzgarına sahip bölgeler arasında hiç şüphesiz en güvenilir olanı. Burada dört ayrı rüzgar Ege’nin içlerine uzanan Çeşme Yarımadası’nı okşar. Meltem, Lodos, Poyraz ve Gerence rüzgarlarının da yıl boyunca bölgeyi ziyaret etmesi ayrı bir güzellik.
Ildırı Körfezi
Ildırı Körfezi: Geçen seneye kadar yasak bölge olan bu bölgedeki mağara resifi en güzel dalış yeri. Sığlığın batıya bakan tarafında güneyden kuzeye doğru yaklaşık hemen hemen 70 metre uzunlugunda bir duvar uzanıyor. Üst kısmı yüzeye yaklaşık 8 metre derinlikte olan bu duvarın derinliği 12 metreden 35 metre derinliğe kadar gidiyor. 21 metre civarında birbirine bağlı 3 adet mağara var ve bu mağaraların bir tanesinin sığlığın ortasında 12 metre civarına bir çıkışı bulunuyor.
Yatak Adası
Yatak Adası: Derinliğin 40 metreye kadar gittiği bu ada yaklaşık 8-10 metre derinlikte yer alan muhteşem mağarası ile ünlü. Genellikle günün son dalışı için tercih ediliyor. Adanın batısında yer alan iki mağara girisi ve içindeki süngerlerin kapladığı alan ile oluşan renkli cümbüşü makro ve geniş açı fotoğraf çekenler için oldukça uygun. Geniş açı objektif ile içeriye girdikten sonra dışarıya baktığınızda karanlığın önündeki turkuaz renkli mavilikler sizi büyüleyecek.
Fener Adası
Fener Adası: En fazla 15-18 metreye kadar derinleşen bu ada akıntı dalışından hoşlananlar için ideal bir bölge. Şansınız varsa adanın daimi ziyaretçilerinden foklarla bile karşılaşabilirsiniz. Ada etrafında iki dalış noktası bulunuyor. Her iki dalış noktasında fazla derin olmayan dip yapısından dolayı genelde ikinci dalışlar için kullanılmakta. Derinlikleri 18 metre olan yörede yapılacak dalışlarda renkli dip yapısı sizi büyüleyecek. Her türlü sünger ve mercanın bulunduğu ada yöresinde karagöz, sarpa gibi küçük sürü balıkları da dalışta size eşlik edecek. Kimi kez fokların görüldüğü adada birkaç eski fok mağarası da bulunuyor.
Dalış ve sualtının gizemli dünyası
Dalış ve sualtının gizemli dünyası: Çeşme’de amatöründen profesyoneline kadar sualtı meraklısı için eşsiz bölgeler bulunuyor.
Çeşme sualtı tutkunları için doyumsuz keyiflerin ve yeni keşiflerin yaşanacağı tarifi imkansız bir belde. Su altı dünyasına dair inanılmaz görüntülere şahit olacağınız Çeşme’de doğa son derece cömert davranmış.
Çeşme sualtı tutkunları için doyumsuz keyiflerin ve yeni keşiflerin yaşanacağı tarifi imkansız bir belde. Su altı dünyasına dair inanılmaz görüntülere şahit olacağınız Çeşme’de doğa son derece cömert davranmış.
Çeşme-Altınyunus Yat Limanı
Çeşme-Altınyunus Yat Limanı: 70 büyük ve 40 küçük tekne bağlanabilecek kapasitede olup her türlü yat bakım hizmeti verebiliyor. Yat Limanı geceleyen ya da konaklayan yatlara su, elektrik, telefon, bakım, onarım ve kışlama hizmetlerini verebilecek durumdadır.
Alaçatı İskelesi
Alaçatı İskelesi: Alaçatı beldesinin güneyinde yan yana sıralanmış koylarla, yatçılar için bir cennet niteliğindedir. İskelede tam teşekküllü bir şekilde 80 tekne barınabilmektedir.
Çeşme’de yatçılık Yat Limanı
Çeşme’de yatçılık: Çeşme’de yatçılık son derece gelişmiş durumda. Çeşme yatçılar için adeta bir cennet.
Yat Limanı: Çeşme Yarımadası’nın güneyi Türkiye’nin belli başlı yat güzergahlarından birini oluşturuyor. Çeşme-Kuşadası güzergahı yat turizmi altyapısının en çok geliştiği alan. Ticari ve yat limanı bulunan Çeşme Limanı’nın iskelesi iki küçük tonajlı gemi yanaşabilecek kapasitede. Yat Limanı ise 150 teknenin barınabileceği büyüklükte tasarlanmış.
Yat Limanı: Çeşme Yarımadası’nın güneyi Türkiye’nin belli başlı yat güzergahlarından birini oluşturuyor. Çeşme-Kuşadası güzergahı yat turizmi altyapısının en çok geliştiği alan. Ticari ve yat limanı bulunan Çeşme Limanı’nın iskelesi iki küçük tonajlı gemi yanaşabilecek kapasitede. Yat Limanı ise 150 teknenin barınabileceği büyüklükte tasarlanmış.
KAMP-KARAVAN
KAMP-KARAVAN: Büyük Liman ve Paşa Limanı koylarında bulunan kamp alanları keyifli ve eğlenceli kamp olanakları sunmaktadır. Ayrıca Antik Erythrai kentinin bulunduğu Ildırı yöresindeki doğal plajlar kamp alanları kullanıma son derece uygun. Her yıl yüzlerce kampçı bu bölgeleri tercih ediyor.
Sportif aktiviteler AVCILIK
Sportif aktiviteler
AVCILIK: Çeşme kara avcılığından hoşlanalar için de zengin bir yer. En ilginç ve heyecan verici av, kuşkusuz domuz avı. Yetkili makamlardan gerekli izinler alındıktan sonra Çeşme’de herkes domuz avına çıkabiliyor. Çeşme keklik ve tavşan bakımından da çok zengin. Bu hayvanların en çok görüldüğü mevsim Eylül-Aralık ayları arasında olup bu mevsim süresince avlanmak serbest. Avcılıkla ilgilenenleri Çeşme kışın da ağırlayabilir.
AVCILIK: Çeşme kara avcılığından hoşlanalar için de zengin bir yer. En ilginç ve heyecan verici av, kuşkusuz domuz avı. Yetkili makamlardan gerekli izinler alındıktan sonra Çeşme’de herkes domuz avına çıkabiliyor. Çeşme keklik ve tavşan bakımından da çok zengin. Bu hayvanların en çok görüldüğü mevsim Eylül-Aralık ayları arasında olup bu mevsim süresince avlanmak serbest. Avcılıkla ilgilenenleri Çeşme kışın da ağırlayabilir.
Erytrai

Erytrai (Ildırı): Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunancada “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağını kırmızı renginden dolayı Erythrai’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır. Kentte ele geçen bulgular, bu yörede ilk Tunç Çağ’ından bu yana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İkinci kolonileşme döneminde kent, Atina Kralı Kadros soyundan gelen Knopos yönetimindeydi. Başlangıçta krallık ile yönetilen kent sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği Basileuslar tarafından yönetildi. Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar. Kent Pythagoras’la birlikte kısa süreli tiranlık dönemi yaşamış, bu dönemde üreterek dışarı sattığı değirmen taşlarıyla önem kazanmıştır.Erythrai, Lidya ve daha sonra da Persler’in eline geçer. Pers boyunduruğuna karşı diğer Ion kentleri gibi ayaklanmaya katılan kente, bütün Ion kentleriyle birlikte M.Ö. 334′te İskender, bağımsızlığını kazandırır. İskender’in ölümünden sonra çıkan kargaşalar sonucu birçok el değiştiren Erythrai Pergamon (Bergama) Krallığı’nın eline geçer. M.Ö.133′ te Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanır. Bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ile Herophile ile ün kazandı. M.Ö.1 yy.da depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları yüzünden büyük yıkıma uğrayan yöre; 16.yy.dan sonra Ilderen ve Ildırı adlarıyla anılmaya başladı.
Müzeler Çeşme Müzesi
Müzeler: Çeşme’nin tarihi zenginleklerini en iyi, müzelerdeki tarihi eserlerin çokluğu ve kalitesi gözler önüne sermektedir.Çeşme Müzesi: Daha çok Erythrai, Çeşme ilçe merkezi Alaçatı ve Kalemburnu yöresinden çıkan eserlerin sergilendiği tarihi Çeşme Kalesinde bulunan Çeşme Arkeoloji Müzesinde 320 adet arkeolojik 126 adet etnografik eser ile 31 adet sikke, toplam olarak 477 adet eser teşhir edilmektedir.
Müze Tel: 0.232.712 66 09
Ziyaret Saatleri: 08.30-12.00/13.00-17.00
Ziyaret Günleri: Pazartesi hariç her gün.
Çeşme kalesi
Çeşme kalesi : 2. Beyazıt tarafından 1508 yılında diktörtgen biçiminde yaptırılan kale, 6 kulesi ve üç yanındaki hendeklerle muhteşem bir görüntü oluşturur. İlk yapıldığı zamanlarda denize sıfır olarak inşaa edilen kale, zaman içerisinden denizin doldurulmasıyla daha içte kaldı. Tarihi kalede Uluslararası Çeşme Müzik yarışması ve 2-7 Temmuz tarihleri arasındaki Çeşme Festivali düzenlenir. Kaleyi ziyaret ettiğinizde, az önce anlattığımız büyük Türk komutanı Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa’nın yanında aslanı bulunan heykelini de göreceksiniz.Kervansaray: 1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kervansaray Çeşme’ye ayrı bir özellik katar. Tarih içinde özellikle yabancı tüccarların konaklaması için kullanılan kervansayaray günümüzde 45 odalı bir otel olarak hizmet vermekte. Kervansaray’da ayrıca gece eğlence mekanları ve alış-veriş merkezledri de bulunmakta.
Çeşmenin Cografi Yapısı Coğrafi Konum
Çeşmenin Cografi Yapısı
Coğrafi Konum Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı Çeşme ilçesi, 80 km. uzaklıkta Anadolu’nun batıdaki en uç noktasıdır. Yüzölçümü 2601 km2 dir. Doğu’dan Urla ilçesi, güneyden ve batıdan Ege Denizi , kuzeyden ise Karaburun ilçesi
Coğrafi Konum
Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı Çeşme ilçesi, 80 km. uzaklıkta Anadolu’nun batıdaki en uç noktasıdır. Yüzölçümü 2601 km2 dir. Doğu’dan Urla ilçesi, güneyden ve batıdan Ege Denizi , kuzeyden ise Karaburun ilçesi ile komşu olan Çeşme’nin; Yunanistana bağlı Sakız Adasına uzaklığı 8 mil dir. Üç tarafı denizle çevrili Urla yarıadasının batıya uzanan kısmı Çeşme yarımadası olarak anılır. Çeşme’de dağların denize dik inmesi, görkemli doğal güzellikler yaratmıştır. Arazi genellikle taşlık ve kayalık tepelerle kaplı olup, tepelerin arasında küçük ovacıklar yer alır. Arazi çoğunlukla eğimlidir. Toprak yapısı çakıllı, kumlu, kireçlidir. Bazı bölgelerde tınlı ve kalkerli satıhlar vardır. Sayısız koyları, berrak denizi, güneşi, ince kumları, deniz içinde kaynayan kükürtlü suları, yarımadanın 29 km yi bulan kıyıları boyunca dağılmıştır. Şifne, Küçük liman, Pırlanta, Paşa limanı, Ilıca plajı, Çiftlik, Altınkum, Çatal azmak, Sakızlı koyu, Tekke plajı, Ayayorgi ve değişk isimlerde yirmiye yakın kumsalı vardır.
le komşu olan Çeşme’nin; Yunanistana bağlı Sakız Adasına uzaklığı 8 mil dir. Üç tarafı denizle çevrili Urla yarıadasının batıya uzanan kısmı Çeşme yarımadası olarak anılır. Çeşme’de dağların denize dik inmesi, görkemli doğal güzellikler yaratmıştır. Arazi genellikle taşlık ve kayalık tepelerle kaplı olup, tepelerin arasında küçük ovacıklar yer alır. Arazi çoğunlukla eğimlidir. Toprak yapısı çakıllı, kumlu, kireçlidir. Bazı bölgelerde tınlı ve kalkerli satıhlar vardır. Sayısız koyları, berrak denizi, güneşi, ince kumları, deniz içinde kaynayan kükürtlü suları, yarımadanın 29 km yi bulan kıyıları boyunca dağılmıştır. Şifne, Küçük liman, Pırlanta, Paşa limanı, Ilıca plajı, Çiftlik, Altınkum, Çatal azmak, Sakızlı koyu, Tekke plajı, Ayayorgi ve değişk isimlerde yirmiye yakın kumsalı vardır.
Coğrafi Konum Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı Çeşme ilçesi, 80 km. uzaklıkta Anadolu’nun batıdaki en uç noktasıdır. Yüzölçümü 2601 km2 dir. Doğu’dan Urla ilçesi, güneyden ve batıdan Ege Denizi , kuzeyden ise Karaburun ilçesi
Coğrafi Konum
Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı Çeşme ilçesi, 80 km. uzaklıkta Anadolu’nun batıdaki en uç noktasıdır. Yüzölçümü 2601 km2 dir. Doğu’dan Urla ilçesi, güneyden ve batıdan Ege Denizi , kuzeyden ise Karaburun ilçesi ile komşu olan Çeşme’nin; Yunanistana bağlı Sakız Adasına uzaklığı 8 mil dir. Üç tarafı denizle çevrili Urla yarıadasının batıya uzanan kısmı Çeşme yarımadası olarak anılır. Çeşme’de dağların denize dik inmesi, görkemli doğal güzellikler yaratmıştır. Arazi genellikle taşlık ve kayalık tepelerle kaplı olup, tepelerin arasında küçük ovacıklar yer alır. Arazi çoğunlukla eğimlidir. Toprak yapısı çakıllı, kumlu, kireçlidir. Bazı bölgelerde tınlı ve kalkerli satıhlar vardır. Sayısız koyları, berrak denizi, güneşi, ince kumları, deniz içinde kaynayan kükürtlü suları, yarımadanın 29 km yi bulan kıyıları boyunca dağılmıştır. Şifne, Küçük liman, Pırlanta, Paşa limanı, Ilıca plajı, Çiftlik, Altınkum, Çatal azmak, Sakızlı koyu, Tekke plajı, Ayayorgi ve değişk isimlerde yirmiye yakın kumsalı vardır.
le komşu olan Çeşme’nin; Yunanistana bağlı Sakız Adasına uzaklığı 8 mil dir. Üç tarafı denizle çevrili Urla yarıadasının batıya uzanan kısmı Çeşme yarımadası olarak anılır. Çeşme’de dağların denize dik inmesi, görkemli doğal güzellikler yaratmıştır. Arazi genellikle taşlık ve kayalık tepelerle kaplı olup, tepelerin arasında küçük ovacıklar yer alır. Arazi çoğunlukla eğimlidir. Toprak yapısı çakıllı, kumlu, kireçlidir. Bazı bölgelerde tınlı ve kalkerli satıhlar vardır. Sayısız koyları, berrak denizi, güneşi, ince kumları, deniz içinde kaynayan kükürtlü suları, yarımadanın 29 km yi bulan kıyıları boyunca dağılmıştır. Şifne, Küçük liman, Pırlanta, Paşa limanı, Ilıca plajı, Çiftlik, Altınkum, Çatal azmak, Sakızlı koyu, Tekke plajı, Ayayorgi ve değişk isimlerde yirmiye yakın kumsalı vardır.
Çeşmeye Nasıl Ulaşırım
Çeşmeye Nasıl Ulaşırım
İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yol`la bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, Hava ve Deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar.Kışın 07-19 arası her 45 dakikada bir, yazın 06-21.30 arası her 20 dakikada bir otobüs seferleri vardır. Alaçatı`ya uğradıktan sonra sırasıyla Ilıca ve Şifne`den geçerek Ildırı`ya giderler.Çeşme otobüsleriyle gelen yolcuların ilk durağı Alaçatı`dır. Şifne ve Ildırı istikametine gitmek üzere bu otobüslere binen yolcular burada veya ikinci durak olan Ilıcada inmelidirler. Ilıca`dan Çeşme merkezine olan uzaklık 6 km`dir. Ilıca`dan hemen sonra (2km) Altınyunus durağı ve daha sonra da Boyalık Koyu boyunca sıralanmış Tatil Köyü ve dinlenme tesislerinin duraklarında inilebilir. Ilıcadan Çeşme`ye kadar olan sahil şeridi Türkiye’nin en temiz plajları arasındadır. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır.
Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ile belediye otobüsleri çalışmaktadır. Çeşme doğal ve coğrafi yapı gereği yaygın ve geniş yerleşim alanlarına sahiptir. Bu alanlar arasında ulaşım, sistemli bir biçimde sağlanmaktadır.
Bunun yanında Çeşme`de bulunan otobüs şirketleri sayesinde direk olarak şehirlerarası seyahat etmek de mümkündür. Turizmin yoğun olduğu yaz aylarında sabah ve akşam saatlerinde günde iki kez olmak üzere İstanbul ve Ankara`ya düzenli otobüs seferleri vardır. Bunun yanında Pamukkale Turizm otobüsleriyle Çeşme`den başlayarak İzmir, Aydın, Muğla, Bodrum, Marmaris, Kaş, Kalkan, Antalya ve Alanya`ya kadar seyahat edebilirsiniz.
Yunanistan`dan Çeşme`ye deniz yoluyla giriş yapan turistler Sakız Adası (Chios) Çeşme arasında çalışan Türk ve Yunan feribotlarıyla taşınır. Ada ile Çeşme arası bir saattir. Ayrıca Türkiye`den çıkış yapacak turistler Çeşme`den İtalya`nın Bari, Brindisi Limanlarına yolcu taşımacılığı, kış aylarında ise Trieste Limanına RO-RO seferleri mevcuttur.
İzmir`e 77 Km`lik dar bir asfalt, 80 Km`lik otoyol olmak üzere iki yol`la bağlanan Çeşme`nin ulaşım merkezi İzmir`dir. Kara, Hava ve Deniz yoluyla gelen turistler önce İzmir`e Çeşme ve Ildırı`ya çalışan otobüslerle turizm mevsiminin en kalabalık günlerinde dahi ihtiyacı rahatlıkla karşılar.Kışın 07-19 arası her 45 dakikada bir, yazın 06-21.30 arası her 20 dakikada bir otobüs seferleri vardır. Alaçatı`ya uğradıktan sonra sırasıyla Ilıca ve Şifne`den geçerek Ildırı`ya giderler.Çeşme otobüsleriyle gelen yolcuların ilk durağı Alaçatı`dır. Şifne ve Ildırı istikametine gitmek üzere bu otobüslere binen yolcular burada veya ikinci durak olan Ilıcada inmelidirler. Ilıca`dan Çeşme merkezine olan uzaklık 6 km`dir. Ilıca`dan hemen sonra (2km) Altınyunus durağı ve daha sonra da Boyalık Koyu boyunca sıralanmış Tatil Köyü ve dinlenme tesislerinin duraklarında inilebilir. Ilıcadan Çeşme`ye kadar olan sahil şeridi Türkiye’nin en temiz plajları arasındadır. Çeşme ilçe merkezi, otobüs ve minibüslerin son durağıdır.
Çiftlik, Dalyan, Alaçatı, Reisdere, Ovacık ve diğer plajlara minibüs ile belediye otobüsleri çalışmaktadır. Çeşme doğal ve coğrafi yapı gereği yaygın ve geniş yerleşim alanlarına sahiptir. Bu alanlar arasında ulaşım, sistemli bir biçimde sağlanmaktadır.
Bunun yanında Çeşme`de bulunan otobüs şirketleri sayesinde direk olarak şehirlerarası seyahat etmek de mümkündür. Turizmin yoğun olduğu yaz aylarında sabah ve akşam saatlerinde günde iki kez olmak üzere İstanbul ve Ankara`ya düzenli otobüs seferleri vardır. Bunun yanında Pamukkale Turizm otobüsleriyle Çeşme`den başlayarak İzmir, Aydın, Muğla, Bodrum, Marmaris, Kaş, Kalkan, Antalya ve Alanya`ya kadar seyahat edebilirsiniz.
Yunanistan`dan Çeşme`ye deniz yoluyla giriş yapan turistler Sakız Adası (Chios) Çeşme arasında çalışan Türk ve Yunan feribotlarıyla taşınır. Ada ile Çeşme arası bir saattir. Ayrıca Türkiye`den çıkış yapacak turistler Çeşme`den İtalya`nın Bari, Brindisi Limanlarına yolcu taşımacılığı, kış aylarında ise Trieste Limanına RO-RO seferleri mevcuttur.
Bodrumda Ne Alınır
Bodrumda Ne Alınır
Bodrum’da el sanatları çok gelişmiştir Bodrum’da üretilen, deri giysiler, dokumalar, boncuk, gümüş takılar, iğne oyaları, dekoratif malzemeler daha pek çok şeyi İskele Meydanı’ndan Halikarnas Disko’ya kadar olan geniş cadde üzerindeki satış yerlerinde bulunabilir. Bodrum sandaletleri dünyaca tanınmaktadır.
Bodrum pazarları ayrı bir alış-veriş imkanı yaratmaktadır. Bodrum ve çevresinde haftanın altı günü iğneden ipliğe, sebze meyveden kuruyemişe kadar her türlü alışverişin yapıldığı pazarlar kurulur. Yüzde yüz el dokuması Milas kumaşları ile bunlardan yapılmış örtü ve perdeler, el boyaması batik işi giysi ve dekoratif dokumalar bu pazarlarda satılmaktadır
Bodrum’da el sanatları çok gelişmiştir Bodrum’da üretilen, deri giysiler, dokumalar, boncuk, gümüş takılar, iğne oyaları, dekoratif malzemeler daha pek çok şeyi İskele Meydanı’ndan Halikarnas Disko’ya kadar olan geniş cadde üzerindeki satış yerlerinde bulunabilir. Bodrum sandaletleri dünyaca tanınmaktadır.
Bodrum pazarları ayrı bir alış-veriş imkanı yaratmaktadır. Bodrum ve çevresinde haftanın altı günü iğneden ipliğe, sebze meyveden kuruyemişe kadar her türlü alışverişin yapıldığı pazarlar kurulur. Yüzde yüz el dokuması Milas kumaşları ile bunlardan yapılmış örtü ve perdeler, el boyaması batik işi giysi ve dekoratif dokumalar bu pazarlarda satılmaktadır
İzmir - Çiğli
İzmir - Çiğli
İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir. Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1 - 150 m. arasındadır.Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “Çiğli” adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir. 1893 yılında Yugoslavya’dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli’nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir.
İlçede 1 belde ve 1 köy ve merkezde de 16 mahalle bulunmaktadır. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543’dür. Nüfusun 113 543’ü ilçe merkezinde, 6 803’ü Sasalı Beldesi ve Kaklıç köyünde yaşamaktadır.
25 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 22872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1111 öğretmen görev yapmaktadır. İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir. Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır.Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli’de kurulmuştur. Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60’ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır. İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan “İzmir Kuş Cenneti” önemli bölümüyle Çiğli’dedir. 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır. Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır. Bu tepelerden; tuz tavaları, Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi’nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir.
İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, eski Gediz yatağının oluşturduğu ovada kurulmuş olan Çiğli ilçesinin yüzölçümü 97 km2 dir. Kuzeyinde Menemen, güneybatısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka bulunmaktadır. İlçenin denizden yüksekliği 1 - 150 m. arasındadır.Yörenin genelde bataklık ve sazlık olması ve yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “Çiğli” adının verildiği söylencelerde dile getirilmektedir. 1893 yılında Yugoslavya’dan göç eden Türk kökenli göçmenler ile birlikte, Çiğli’nin bir yerleşim alanı olarak gelişmeye başladığı bilinmektedir.
İlçede 1 belde ve 1 köy ve merkezde de 16 mahalle bulunmaktadır. 2000 yılı sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 113 543’dür. Nüfusun 113 543’ü ilçe merkezinde, 6 803’ü Sasalı Beldesi ve Kaklıç köyünde yaşamaktadır.
25 İlköğretim Okulu, 12 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 22872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1111 öğretmen görev yapmaktadır. İlçe arazisinin 17829 dekarı tarım arazisidir. Bu alanlarda bağcılık, zeytincilik ve pamuk yetiştiriciliği yapılır.Ülkemizin sayılı organize sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Çiğli’de kurulmuştur. Ülkemizin tuz ihtiyacının % 60’ını karşılayan Çamaltı Tuzlası ilçe sınırları içinde yer almaktadır. İçinde 220 tür kuşun barındığı, dünya kuşlarının başkenti olarak adlandırılan “İzmir Kuş Cenneti” önemli bölümüyle Çiğli’dedir. 8 000 hektar alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları kuş cenneti için doğal bir ortam hazırlamıştır. Kuş Cenneti içinde Lodos Tepe, Orta Tepe ve Poyraz Tepe adıyla anılan 3 tepecik bulunmaktadır. Bu tepelerden; tuz tavaları, Homa Dalyanı ve İzmir Körfezi’nin görünüşü olağanüstü güzelliktedir.
Bodrum Gölcük Kır Kahvesi
Bodrum Gölcük
Kır Kahvesi…
Gölcük’te bulunan Kır Gazinosu yanında yer alan Kır Kahvesi ise, doğal ve neşeli ortamıyla özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Burada isterseniz bir çay içebilirsiniz. İsterseniz her türlü organizasyon yapabiliyorsunuz. anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri
Nezamanlari Gidilir
İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Tam sezonu
Sonbahar : Gidilebilir
Kış : Uygun değil
Her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Aladağlar eteğindeki göllerden biri de Gölcük.
Göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka güzel…
Günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp, görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler Bolu Gölcük’e mutlaka uğramalı.
Yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz Gölcük’te, kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi bekliyor. Gölcük, günübirlik piknikçilerin yanında, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekiyor.
Nasıl gidilir ?
Özel araçla yola çıkanlar, İstanbul yönünden Bolu dağı eteklerine kadar otobanı kullanabilir. Çift yön olarak trafiğe açılan Bolu dağını rahatça geçtikten sonra, Bolu şehir merkezinden 13 kilometre süren, Gölcük - Seben - Kıbrıscık yoluna sapılıyor.
Orman yolunun Milli Parka yaklaşan bölümleri kışın sert geçtiği aylarda zincir takmak gerektiriyor. Bolu’dan minübüsle gitmek isteyenler, Gölcük’e gelmeden 2 kilometre önce ayrılan köy yolunda inmeliler.
Nerede kalınır ?
Gölcük yolu üzerindeki Karacasu mevkiinde Bolu Termal Oteli bulunuyor. Bolu’ya 5 kilometre uzaklıktaki otel Gölcük’e en yakın tesis. Bölgeye tedavi için gelenlere daha ekonomik fiyatların uygulandığı tesis 5′i suit 75 odalı.
Uydu yayın televizyon, direk telefon, müzik yayın gibi hizmetlerin yanı sıra restoranda canlı müzik eşliğinde bölgesel yemeklerden örnekler hazırlanıyor. Konferans salonu, pastane, lobi, bar, bilardo, tenis kortu, profesyonel spor kulüpleri için sahalar, çocuk oyun odaları, disko, oyun salonu, market, jimnastik salonu ve özel otopark gibi üniteler bulunuyor.
Otelin sabah kahvaltısı açık büfe. Öğlen ve akşam yemeklerinde et türü ızgaralı menüler uygulanıyor. Bay bayan karışık kullanılan genel termal banyolardan yararlanmak isteyenler otel müşterisi ise akşam, 21.00-03.00 arası ücret alınmıyor.
Bölgedeki diğer oteller, Köroğlu Oteli , Yurdaer Otel(Bolu), Koru Otel(Bolu) , Esentepe Oteli (Gerede).
Ne yenir ?
Gölcük Kır Gazinosu’nun açık ve kapalı bölümleri ile göl çevresinde, yemek ve piknik yapmak mümkün. Kiremitte odun ateşinde, köy tereyağı ile pişirilen alabalıklar, kılçığı alınmış olarak servis ediliyor. Kiremitte yapılan et sote ise büyük ilgi görüyor.
Kiremitte yapılan diğer bir yemek çeşidi ise, “Gölcük kebabı”.
Bölgenin mantarlarıyla terayağı terbiye edilmiş etle yapılan kebaba tane karabiber, soğan, yeşil biber, dokates ilave edilerek pişiriliyor.”mantar Mantı” sevilen yemekler arasında. Kaşarlı, mantar, pastırma karışımıyla hazırlanan “Gölcük Böreği” bir başka lezzet.
“Keşni Cevizli Erişte Makarnası”, üzerine kurutulmuş yoğurt rendelenmiş, içine ceviz ve tereyağı ezilerek lezzetlendiriliyor.
Alışveriş
Gölcük’te alışveriş yapacak bir yer yok. Çünk etrafında yoğun yerleşim bulunmuyor. Ama Bolu’ya kadar gitmişken, en iyi alışverişi Bolu içinde kurulan köy pazarından yapabilirsiniz. Burada lezzetini unuttuğunuz tadlarda her türlü meyveyi ve sebzeyi mevsimine göre burada bulma şansınız var. Ayrıca istanbul’dan gidenler için alışveriş yapılacak yerlerin başında Koru Oteli’nde satılan reçeller ve diğer yöresel ürünler geliyor.
Bir de otobandan çıktıktan sonra, Bolu Dağı’na tırmanırken yol boyunca satılan ağaç ürünleri de alınabilecekler arasında…
İlginç yerler
Başta İstanbul, Ankara ve Bolu’dan gelen doğaseverlerin bozulmamış bitki dokusuyla başbaşa kaldıkları göl çevresinde dolaşıp piknik yaptıkları Gölcük, Milli Park alanı içinde bulunuyor.
Gölcük aslında suni bir gölet. Göl yözeyi 45 bin metre kare. Çevresi ise 1320 metre. deniz seviyesinden 950 metre yükseklikte. Göl kıyısında yer alan iki yapıdan biri estetik mimarisi ile Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi, diğeri ise herkesin yararlanabileceği Kır Gazinosu.
Çevrede piknik masaları, ocaklar, çeşmeler, otopark, tuvalet, büfe ve mescit var. Yaz aylarında gölde kiralık can yelekli sandalla gezi yapanlar, beraberlerinde getirdikleri müzik aletleriyle şarkılar söyleyip, keyifli piknikler yapıyor. Fotoğraf severler ise, her saat ayrı ışık efektleri ile renk değiştiren doğanın fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmiyorlar.
Abant Gölü’nün aksine Gölcük’te özel durumlar haricinde göl çevresinde araçla turlama imkanı yok. Bu yüzden hava olabildiğince temiz ve sessiz. yürüyüşünüzü etkilecek hiçbir yan etki bulunmuyor. İlkbaharda göl yüzeyinde nilüfer çiçekleri açarken, bölge kuş ve kurbağa sesleriyle şenleniyor.
Bir nevi oksijen tedavisi gören havası bölgedeki şifalı suları ve eşsiz bitki örtüsü ile, şehir stresinden, görsel kirlenmeden uzak, doğa ile başbaşa kalabileceğiniz bir yer Gölcük. Buraya TEM otoyolu ile rahat ve kısa bir yolculukla ulaşabirsiniz. Yaz ve kış aylarındaki durumunu gösterdiğimiz Gölcük’e gideceğiniz zamanı siz seçin. Tercihiniz şifalı sulardan yanaysa, kaplıcalar Gölcük’e gelirken karacasu mevkiinde yer alıyor.
TARİHÇESİ
Bolu kaplıcaları, Millattan Sonra I. Asıra dayanan tarihinde Roma İmparatorluğu’nun valisi Pilines tarafından inşa ettirilerek şifa dağıtan tesisler olmuş. MS 5 ve 6. asırda, Anadolu’da meydana gelen büyük depremlerde Bolu kaplıcaları da yıkılmış ve Bizanslılar döneminde işlerliğini kaybetmiş. Selçuklular döneminde Bolu kaplıcaları yeniden ele alınmış. Anadolu Selçuklu Hükümdarı 2. Murat döneminden 13. Asır sonlarına doğru ılıcanın doğu kesimindeki iç havuz yaptırılmış. Osmanlılar döneminde Bolu sancak beyi Kızıl Ahmet Paşa, 1450-1460 yıllarında ılıcanın doğu kısmındaki havuzları da ekleterek, kaplıcanın ana şeklini almasını sağlamış. Çeşitli zamanlarda bakım ve onarımlar gören kaplıca tesisleri, 1985-87 yıllarında aslına uygun yekilde restore edilerek, turistik tesis niteliğine dönüştürülmüş.
KAPLICA SUYUNUN TERMAL ÖZELLİKLERİ
Gündüz hülkü açık, gece otel müşterilerinin kullandığı kaplıca suyu, üç şekilde etkili oluyor.
1. Soğutulduktan sonra, “İçmece” olarak: Üriner sistem hastalıkları(taş, enfeksiyon v.b.), karaciğer, safra yolları hastalıkları, mide bağırsak hastalıkları(kabızlık, ishal). Metabolik hastalıklar(diyabet. gut).Sterilite(kısırlık). Diş çürümeleri.
2. “İnhalasyon”: Nefes darlığı, bazı kalp hastalıkları, hipertansiyonun düzenleyici etkileri.
3. Banyo olarak: İltihaplı romatizmaların akut dönemleri hariç, tüm romatizmal hastalıklarda etkili.
Kır Kahvesi…
Gölcük’te bulunan Kır Gazinosu yanında yer alan Kır Kahvesi ise, doğal ve neşeli ortamıyla özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Burada isterseniz bir çay içebilirsiniz. İsterseniz her türlü organizasyon yapabiliyorsunuz. anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri
Nezamanlari Gidilir
İlkbahar : Gidilebilir
Yaz : Tam sezonu
Sonbahar : Gidilebilir
Kış : Uygun değil
Her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Aladağlar eteğindeki göllerden biri de Gölcük.
Göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka güzel…
Günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp, görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler Bolu Gölcük’e mutlaka uğramalı.
Yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz Gölcük’te, kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi bekliyor. Gölcük, günübirlik piknikçilerin yanında, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekiyor.
Nasıl gidilir ?
Özel araçla yola çıkanlar, İstanbul yönünden Bolu dağı eteklerine kadar otobanı kullanabilir. Çift yön olarak trafiğe açılan Bolu dağını rahatça geçtikten sonra, Bolu şehir merkezinden 13 kilometre süren, Gölcük - Seben - Kıbrıscık yoluna sapılıyor.
Orman yolunun Milli Parka yaklaşan bölümleri kışın sert geçtiği aylarda zincir takmak gerektiriyor. Bolu’dan minübüsle gitmek isteyenler, Gölcük’e gelmeden 2 kilometre önce ayrılan köy yolunda inmeliler.
Nerede kalınır ?
Gölcük yolu üzerindeki Karacasu mevkiinde Bolu Termal Oteli bulunuyor. Bolu’ya 5 kilometre uzaklıktaki otel Gölcük’e en yakın tesis. Bölgeye tedavi için gelenlere daha ekonomik fiyatların uygulandığı tesis 5′i suit 75 odalı.
Uydu yayın televizyon, direk telefon, müzik yayın gibi hizmetlerin yanı sıra restoranda canlı müzik eşliğinde bölgesel yemeklerden örnekler hazırlanıyor. Konferans salonu, pastane, lobi, bar, bilardo, tenis kortu, profesyonel spor kulüpleri için sahalar, çocuk oyun odaları, disko, oyun salonu, market, jimnastik salonu ve özel otopark gibi üniteler bulunuyor.
Otelin sabah kahvaltısı açık büfe. Öğlen ve akşam yemeklerinde et türü ızgaralı menüler uygulanıyor. Bay bayan karışık kullanılan genel termal banyolardan yararlanmak isteyenler otel müşterisi ise akşam, 21.00-03.00 arası ücret alınmıyor.
Bölgedeki diğer oteller, Köroğlu Oteli , Yurdaer Otel(Bolu), Koru Otel(Bolu) , Esentepe Oteli (Gerede).
Ne yenir ?
Gölcük Kır Gazinosu’nun açık ve kapalı bölümleri ile göl çevresinde, yemek ve piknik yapmak mümkün. Kiremitte odun ateşinde, köy tereyağı ile pişirilen alabalıklar, kılçığı alınmış olarak servis ediliyor. Kiremitte yapılan et sote ise büyük ilgi görüyor.
Kiremitte yapılan diğer bir yemek çeşidi ise, “Gölcük kebabı”.
Bölgenin mantarlarıyla terayağı terbiye edilmiş etle yapılan kebaba tane karabiber, soğan, yeşil biber, dokates ilave edilerek pişiriliyor.”mantar Mantı” sevilen yemekler arasında. Kaşarlı, mantar, pastırma karışımıyla hazırlanan “Gölcük Böreği” bir başka lezzet.
“Keşni Cevizli Erişte Makarnası”, üzerine kurutulmuş yoğurt rendelenmiş, içine ceviz ve tereyağı ezilerek lezzetlendiriliyor.
Alışveriş
Gölcük’te alışveriş yapacak bir yer yok. Çünk etrafında yoğun yerleşim bulunmuyor. Ama Bolu’ya kadar gitmişken, en iyi alışverişi Bolu içinde kurulan köy pazarından yapabilirsiniz. Burada lezzetini unuttuğunuz tadlarda her türlü meyveyi ve sebzeyi mevsimine göre burada bulma şansınız var. Ayrıca istanbul’dan gidenler için alışveriş yapılacak yerlerin başında Koru Oteli’nde satılan reçeller ve diğer yöresel ürünler geliyor.
Bir de otobandan çıktıktan sonra, Bolu Dağı’na tırmanırken yol boyunca satılan ağaç ürünleri de alınabilecekler arasında…
İlginç yerler
Başta İstanbul, Ankara ve Bolu’dan gelen doğaseverlerin bozulmamış bitki dokusuyla başbaşa kaldıkları göl çevresinde dolaşıp piknik yaptıkları Gölcük, Milli Park alanı içinde bulunuyor.
Gölcük aslında suni bir gölet. Göl yözeyi 45 bin metre kare. Çevresi ise 1320 metre. deniz seviyesinden 950 metre yükseklikte. Göl kıyısında yer alan iki yapıdan biri estetik mimarisi ile Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi, diğeri ise herkesin yararlanabileceği Kır Gazinosu.
Çevrede piknik masaları, ocaklar, çeşmeler, otopark, tuvalet, büfe ve mescit var. Yaz aylarında gölde kiralık can yelekli sandalla gezi yapanlar, beraberlerinde getirdikleri müzik aletleriyle şarkılar söyleyip, keyifli piknikler yapıyor. Fotoğraf severler ise, her saat ayrı ışık efektleri ile renk değiştiren doğanın fotoğraflarını çekmeyi de ihmal etmiyorlar.
Abant Gölü’nün aksine Gölcük’te özel durumlar haricinde göl çevresinde araçla turlama imkanı yok. Bu yüzden hava olabildiğince temiz ve sessiz. yürüyüşünüzü etkilecek hiçbir yan etki bulunmuyor. İlkbaharda göl yüzeyinde nilüfer çiçekleri açarken, bölge kuş ve kurbağa sesleriyle şenleniyor.
Bir nevi oksijen tedavisi gören havası bölgedeki şifalı suları ve eşsiz bitki örtüsü ile, şehir stresinden, görsel kirlenmeden uzak, doğa ile başbaşa kalabileceğiniz bir yer Gölcük. Buraya TEM otoyolu ile rahat ve kısa bir yolculukla ulaşabirsiniz. Yaz ve kış aylarındaki durumunu gösterdiğimiz Gölcük’e gideceğiniz zamanı siz seçin. Tercihiniz şifalı sulardan yanaysa, kaplıcalar Gölcük’e gelirken karacasu mevkiinde yer alıyor.
TARİHÇESİ
Bolu kaplıcaları, Millattan Sonra I. Asıra dayanan tarihinde Roma İmparatorluğu’nun valisi Pilines tarafından inşa ettirilerek şifa dağıtan tesisler olmuş. MS 5 ve 6. asırda, Anadolu’da meydana gelen büyük depremlerde Bolu kaplıcaları da yıkılmış ve Bizanslılar döneminde işlerliğini kaybetmiş. Selçuklular döneminde Bolu kaplıcaları yeniden ele alınmış. Anadolu Selçuklu Hükümdarı 2. Murat döneminden 13. Asır sonlarına doğru ılıcanın doğu kesimindeki iç havuz yaptırılmış. Osmanlılar döneminde Bolu sancak beyi Kızıl Ahmet Paşa, 1450-1460 yıllarında ılıcanın doğu kısmındaki havuzları da ekleterek, kaplıcanın ana şeklini almasını sağlamış. Çeşitli zamanlarda bakım ve onarımlar gören kaplıca tesisleri, 1985-87 yıllarında aslına uygun yekilde restore edilerek, turistik tesis niteliğine dönüştürülmüş.
KAPLICA SUYUNUN TERMAL ÖZELLİKLERİ
Gündüz hülkü açık, gece otel müşterilerinin kullandığı kaplıca suyu, üç şekilde etkili oluyor.
1. Soğutulduktan sonra, “İçmece” olarak: Üriner sistem hastalıkları(taş, enfeksiyon v.b.), karaciğer, safra yolları hastalıkları, mide bağırsak hastalıkları(kabızlık, ishal). Metabolik hastalıklar(diyabet. gut).Sterilite(kısırlık). Diş çürümeleri.
2. “İnhalasyon”: Nefes darlığı, bazı kalp hastalıkları, hipertansiyonun düzenleyici etkileri.
3. Banyo olarak: İltihaplı romatizmaların akut dönemleri hariç, tüm romatizmal hastalıklarda etkili.
Esentepe
Esentepe
seçenler, İstanbul’dan Ulusoy, Metro, Avrupa, Karabük Güven gibi acentaların seferleri ile, Ankara’dan Zonguldak, Bartın yönüne giden otobüslerden Gerede’de iniyorlar. Rezervasyon yaptırmışlarsa, telefon edince servis gelip alıyor. Dönüş için telefonla yer ayırtan otel, yolcularını otobüse teslim ediyor.
Nerede kalınır ?
GEREDE Esentepe Mevkii’ndeki yegane konaklama tesisi, 72 oda ve 7 suit dairesiyle hizmet veren Esentepe Oteli… Otelin odaları televizyonlu, banyolu ve balkonlu…
Restoran, bar, dinlenme salonu, gençlik merkezi, spor salonu, sauna, 100 kişilik toplantı salonu ve otoparkı var.
Çeşmelerinden içilebilir dağ suyu akan otelde, bölgenin oksijenli havası nedeniyle, 4-5 saatlik uyku yeterli oluyor.
Sonra ver elini doğa….
Ne yenir ?
ESENTEPE’de yiyeceklerinizin başında tabii ki, kayak pistinde, kar üstünde hazırlanan yarım ekmek arasına, konan köfte ve sucuk geliyor.
Ancak aşçılarıyla ünlü Bolu’nun yetiştirdiği ustaların yaptığı “Esentepe Kebabı”, yiyenlerin damaklarında unutulmaz tad bırakıyor. Yapılışı ise masal gibi.
ESENTEPE KEBABI
Bereketli Gerede Ovası’nın lezzetli patatesleri kibrit şeklinde kesilip kızartıldıktan sonra, tabağa yerleştiriliyor. Üzerine köyün kese yoğurdu sarmısakla karıştırılıp dökülüyor. Diğer tarafta soğan suyu, tuz, karabiber, zeytinyağı, süt karışımında bir gün bekletilerek terbiye edilmiş biftek eti, ince ince kesilip pişirildikten sonra, hazırlanan tabağa konup, üzerine domatesli sos dökülüyor.
Kömür ızgarada pişirilen biber, domates ilavesiyle birkaç yaprak maydonoz tabağın yanına konulup, servis yapılıyor. Kat kat pasta görünümündeki Esentepe Kebabı’nı yöredeki lokantalarda bulabilirsiniz. Esentepe’de kaldığınız otelde bulmak ise aşçının insiyatifinde.
İkna edebilirseniz, afiyetle yiyin…
Cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.
Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.
Alışveriş
GEREDE’de cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.
Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.
Şak Şak Helvası ile ilgili yörede söylenen mani, helvanın özelliğini de gözler önüne seriyor.
Gerede’ye gittin mi?
Tozlu Şak Şak helva yedin mi?
Yemediysen,
Ha gittin, ha gittin!
Esentepe’den alabilecekleriniz arasında, Erzurum’dan getirilen petek balı ve Kahramanmaraş’tan alınan orta acılıktaki, pul biber de bulunuyor.
İlginç yerler
GEREDELİLER’in seyir tepesi Esentepe, dinlendirici özelliğinin yanı sıra, çeşitli aktivitelerle dolu.
Tüm bölgeyi kaplayan sarı ve karaçam ağaçları, incelenecek ve aynı zamanda uzun süre seyredilecek anıtsal özellikler taşıyor. Mitolojik hikayeler ve Akıncı Türkler’den Horasanlı Ramazan Dede’nin kabrinin de bu tepede bulunması nedeniyle yıllardır korunan ve hiç ağaç kesilmeyen Esentepe’deki en genç çam ağacı 400 yaşında…
Heykelleşen gövdeleriyle “aşk ağaçları” ve konikleşmiş dallarıyla “avize çam” gibi garip şekilli ağaçlar bulunuyor tepede…
Ağaçların yüksek seviyede olanları, gövdelerinden sarkan sakallarla ilgi çekiyor. Otelin tam karşısındaki Kırklar piknik sahasındaki ormanlık alanda, hava şartları gözönüne alınarak yapılmış, dik çatılı, şık ve farklı görünümlü bembeyaz bir cami bulunuyor.
1500 metreden 1700 metreye çıkanlar, zirvede Kültür Bakanlığı ve Gerede Belediyesi’nin katkılarıyla restore edilerek yenilenen “Keçi Kalesi” ile karşılaşıyorlar.
KEÇİ KALESİ
Kaleyi tırmanırken çıkacağınız patika yol mevsiminde kuşburnu cenneti gibi. Yol, Gerede Ovası manzarasına sahip. Trekking sahası, fauna ve florasıyla hayranlık uyandıran bir parkura sahip.
Bölgede ayrıca çeşitli hayvanlar da yaşıyor. Ötücü kuşlardan saka, karabakkal seslerinin yanısıra, karlık kısımlarda da ayı, kurt, çakal, sansar, karaca, tilki, gibi hayvanları göremeseniz bile ayak izlerine rastlıyorsunuz.
Fişekliği kuşanıp, tüfekli rehber eşliğinde yürüyüşe başlayan gruplar, kaleye yarım saatte çıkıyorlar. Bölgede şubat ve mart aylarında yükselen kar seviyesi nedeniyle, Keçi Kalesi’ne çıkamayabilirsiniz. Ama otelin 100 metre uzağına indirilen lift yanında, 350 metrelik kayak pisti, yeni başlayanlarla, tecrübeli kayakçılara hizmet veriyor.
SİZ DE KAYABİLİRSİNİZ…
Kayak yapmayı bilmiyorsanız ya da “bu yaştan sonra olur mu?” gibi kuşkularınız varsa, hiç endişe etmeyin. Esentepe Kayak Pisti’nde gerekli malzemeleri bulabirsiniz. Malzeme kiraları ve eğitici ücretleri, diğer kayak tesislerine göre hayli uygun.
anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri
seçenler, İstanbul’dan Ulusoy, Metro, Avrupa, Karabük Güven gibi acentaların seferleri ile, Ankara’dan Zonguldak, Bartın yönüne giden otobüslerden Gerede’de iniyorlar. Rezervasyon yaptırmışlarsa, telefon edince servis gelip alıyor. Dönüş için telefonla yer ayırtan otel, yolcularını otobüse teslim ediyor.
Nerede kalınır ?
GEREDE Esentepe Mevkii’ndeki yegane konaklama tesisi, 72 oda ve 7 suit dairesiyle hizmet veren Esentepe Oteli… Otelin odaları televizyonlu, banyolu ve balkonlu…
Restoran, bar, dinlenme salonu, gençlik merkezi, spor salonu, sauna, 100 kişilik toplantı salonu ve otoparkı var.
Çeşmelerinden içilebilir dağ suyu akan otelde, bölgenin oksijenli havası nedeniyle, 4-5 saatlik uyku yeterli oluyor.
Sonra ver elini doğa….
Ne yenir ?
ESENTEPE’de yiyeceklerinizin başında tabii ki, kayak pistinde, kar üstünde hazırlanan yarım ekmek arasına, konan köfte ve sucuk geliyor.
Ancak aşçılarıyla ünlü Bolu’nun yetiştirdiği ustaların yaptığı “Esentepe Kebabı”, yiyenlerin damaklarında unutulmaz tad bırakıyor. Yapılışı ise masal gibi.
ESENTEPE KEBABI
Bereketli Gerede Ovası’nın lezzetli patatesleri kibrit şeklinde kesilip kızartıldıktan sonra, tabağa yerleştiriliyor. Üzerine köyün kese yoğurdu sarmısakla karıştırılıp dökülüyor. Diğer tarafta soğan suyu, tuz, karabiber, zeytinyağı, süt karışımında bir gün bekletilerek terbiye edilmiş biftek eti, ince ince kesilip pişirildikten sonra, hazırlanan tabağa konup, üzerine domatesli sos dökülüyor.
Kömür ızgarada pişirilen biber, domates ilavesiyle birkaç yaprak maydonoz tabağın yanına konulup, servis yapılıyor. Kat kat pasta görünümündeki Esentepe Kebabı’nı yöredeki lokantalarda bulabilirsiniz. Esentepe’de kaldığınız otelde bulmak ise aşçının insiyatifinde.
İkna edebilirseniz, afiyetle yiyin…
Cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.
Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.
Alışveriş
GEREDE’de cumartesi günü kurulan pazarda, köy ürünleri, zümrüt yeşili çiçek tazeliğindeki filizleriyle kuzu ıspanak, fasulye, ev tarhanası, ceviz, süt, yumurta, tereyağı ile yöresel otlardan ve ünlü kabaklardan alabilirsiniz.
Eylül ayında düzenlenen festivalde pişmiş satılan kazlar ve “Şakşak Helvası” Gerede’nin meşhurları.
Şak Şak Helvası ile ilgili yörede söylenen mani, helvanın özelliğini de gözler önüne seriyor.
Gerede’ye gittin mi?
Tozlu Şak Şak helva yedin mi?
Yemediysen,
Ha gittin, ha gittin!
Esentepe’den alabilecekleriniz arasında, Erzurum’dan getirilen petek balı ve Kahramanmaraş’tan alınan orta acılıktaki, pul biber de bulunuyor.
İlginç yerler
GEREDELİLER’in seyir tepesi Esentepe, dinlendirici özelliğinin yanı sıra, çeşitli aktivitelerle dolu.
Tüm bölgeyi kaplayan sarı ve karaçam ağaçları, incelenecek ve aynı zamanda uzun süre seyredilecek anıtsal özellikler taşıyor. Mitolojik hikayeler ve Akıncı Türkler’den Horasanlı Ramazan Dede’nin kabrinin de bu tepede bulunması nedeniyle yıllardır korunan ve hiç ağaç kesilmeyen Esentepe’deki en genç çam ağacı 400 yaşında…
Heykelleşen gövdeleriyle “aşk ağaçları” ve konikleşmiş dallarıyla “avize çam” gibi garip şekilli ağaçlar bulunuyor tepede…
Ağaçların yüksek seviyede olanları, gövdelerinden sarkan sakallarla ilgi çekiyor. Otelin tam karşısındaki Kırklar piknik sahasındaki ormanlık alanda, hava şartları gözönüne alınarak yapılmış, dik çatılı, şık ve farklı görünümlü bembeyaz bir cami bulunuyor.
1500 metreden 1700 metreye çıkanlar, zirvede Kültür Bakanlığı ve Gerede Belediyesi’nin katkılarıyla restore edilerek yenilenen “Keçi Kalesi” ile karşılaşıyorlar.
KEÇİ KALESİ
Kaleyi tırmanırken çıkacağınız patika yol mevsiminde kuşburnu cenneti gibi. Yol, Gerede Ovası manzarasına sahip. Trekking sahası, fauna ve florasıyla hayranlık uyandıran bir parkura sahip.
Bölgede ayrıca çeşitli hayvanlar da yaşıyor. Ötücü kuşlardan saka, karabakkal seslerinin yanısıra, karlık kısımlarda da ayı, kurt, çakal, sansar, karaca, tilki, gibi hayvanları göremeseniz bile ayak izlerine rastlıyorsunuz.
Fişekliği kuşanıp, tüfekli rehber eşliğinde yürüyüşe başlayan gruplar, kaleye yarım saatte çıkıyorlar. Bölgede şubat ve mart aylarında yükselen kar seviyesi nedeniyle, Keçi Kalesi’ne çıkamayabilirsiniz. Ama otelin 100 metre uzağına indirilen lift yanında, 350 metrelik kayak pisti, yeni başlayanlarla, tecrübeli kayakçılara hizmet veriyor.
SİZ DE KAYABİLİRSİNİZ…
Kayak yapmayı bilmiyorsanız ya da “bu yaştan sonra olur mu?” gibi kuşkularınız varsa, hiç endişe etmeyin. Esentepe Kayak Pisti’nde gerekli malzemeleri bulabirsiniz. Malzeme kiraları ve eğitici ücretleri, diğer kayak tesislerine göre hayli uygun.
anahtar kelimeler: bolu Tatil Yerleri,bolu otelleri,bolu ucuz otelleri,bolu ucuz pansiyonları,bolu pansiyonları,bolu restaurantları,bolu gezilecek yerleri,bolu tarihi,bolu resimleri,bolu araba kiralama,bolu ucuz tatil,bolu hotelleri,bolu ucuz hotelleri,bolu ulaşım,bolu kalacak yerler,bolu haritası,bolu ilçeleri
Telli Baba
Telli Baba:
Telli Baba Türbesi evlenmek isteyen genç kızların türbeyi ziyaret ettikleri ve bu ziyaret sırasında daha önce bırakılmış olan gelin duvaklarından tel alıp hayırlı bir kısmet için dua ettikleri bir türbe. Dilekleri yerine gelenler Türbeye tekrar gelip bu defa hem duvaklarından tel bırakıyor hem de teşekkür için vaat ettikleri ziyaretlerini yerine getiriyorlar. Telli Babanın hikayesi ise oldukça ilginç.
Zamanında tahlisiye memuru olarak görev yapan, gemilere kılavuzluk hizmeti veren görevli bir gün nöbeti sırasında havanın aniden patladığı, denizin kabarıp dalgalandığı anda bir bakmış ki fındık kabuğu misali bir kayık içinde genç bir kızla oğlan dalgalarla boğuşuyor. Çok geçmeden korkulan olmuş kayık devrilmiş, genç kız bir tarafa delikanlı diğer bir tarafa dalgalar arasında bir görünüp bir kaybolmuşlar. Tahlisiye memuru koşmuş kıyıya, atlamış denize genç kızı boğulmak üzere iken yarı baygın halde kurtarıp sahile çıkarmış, delikanlıyı bulamamışlar!. Aradan yıllar geçmiş ve genç kız evlenme çağına gelmiş gelinliği ile şükran borcunu ödemek ve teşekkür etmek için bu mutlu günü yaşamasında borçlu hissettiği tahlisiye memurunun bulunduğu yere gelip kendisini sormuş. Görevliler mezarının bulunduğu yeri göstermişler. Genç kız memurun vefat ettiğini öğrenince çok üzülerek mezarı başında ağlamaya başlamış ve telli duvağını mezara bırakıp ayrılmış. Bu hikaye dilden dile anlatılır olmuş, gelinlik çağa gelen kızlar gelinlere yardım elini uzatan Telli Babaya ziyareti o günden sonra bir görev saymışlar. Gelenek günümüzde de devam ediyor. (Bu olay bana Hürriyet Gazetesinde görevli değerli büyüğüm, fotoğraf hocam “Türbeler Araştırması” bulunan gazeteci, rahmetli Sayın Çetin Şencan tarafından aktarılmıştır.)
Telli Babadan aşağı doğru deniz seviyesine inenler sağ tarafta bulunan balıkçı barınağı yanından kıyısı balık lokantaları ile kaplı Rumeli Kavağına ulaşıyorlar.Yola devam edenler yine balık lokantalarının bulunduğu bir başka meydana geliyorlar. Bundan sonrası restoran ve masa seçmeye kalıyor. İsterseniz deniz kenarı isterseniz restoranların ikinci katları, teraslarına kurulup deniz ürünü siparişlerinizi veriyorsunuz. Eylül ayından itibaren lüfer ızgara rağbet görürken mevsimine göre diğer balık çeşitleri yanında kavakların meşhur midye tavaları tarator sosu ile, karides güveç, kalamar, limonlu roka salatası en çok istenenler arasında yer alırken tam karşınızda bulunan Anadolu Kavağı, kalesi, Yuşa Hazretleri ile ziyaret edilen boğazın balıkçı köyü olarak konuklarını ağırlıyor.
Telli Baba Türbesi evlenmek isteyen genç kızların türbeyi ziyaret ettikleri ve bu ziyaret sırasında daha önce bırakılmış olan gelin duvaklarından tel alıp hayırlı bir kısmet için dua ettikleri bir türbe. Dilekleri yerine gelenler Türbeye tekrar gelip bu defa hem duvaklarından tel bırakıyor hem de teşekkür için vaat ettikleri ziyaretlerini yerine getiriyorlar. Telli Babanın hikayesi ise oldukça ilginç.
Zamanında tahlisiye memuru olarak görev yapan, gemilere kılavuzluk hizmeti veren görevli bir gün nöbeti sırasında havanın aniden patladığı, denizin kabarıp dalgalandığı anda bir bakmış ki fındık kabuğu misali bir kayık içinde genç bir kızla oğlan dalgalarla boğuşuyor. Çok geçmeden korkulan olmuş kayık devrilmiş, genç kız bir tarafa delikanlı diğer bir tarafa dalgalar arasında bir görünüp bir kaybolmuşlar. Tahlisiye memuru koşmuş kıyıya, atlamış denize genç kızı boğulmak üzere iken yarı baygın halde kurtarıp sahile çıkarmış, delikanlıyı bulamamışlar!. Aradan yıllar geçmiş ve genç kız evlenme çağına gelmiş gelinliği ile şükran borcunu ödemek ve teşekkür etmek için bu mutlu günü yaşamasında borçlu hissettiği tahlisiye memurunun bulunduğu yere gelip kendisini sormuş. Görevliler mezarının bulunduğu yeri göstermişler. Genç kız memurun vefat ettiğini öğrenince çok üzülerek mezarı başında ağlamaya başlamış ve telli duvağını mezara bırakıp ayrılmış. Bu hikaye dilden dile anlatılır olmuş, gelinlik çağa gelen kızlar gelinlere yardım elini uzatan Telli Babaya ziyareti o günden sonra bir görev saymışlar. Gelenek günümüzde de devam ediyor. (Bu olay bana Hürriyet Gazetesinde görevli değerli büyüğüm, fotoğraf hocam “Türbeler Araştırması” bulunan gazeteci, rahmetli Sayın Çetin Şencan tarafından aktarılmıştır.)
Telli Babadan aşağı doğru deniz seviyesine inenler sağ tarafta bulunan balıkçı barınağı yanından kıyısı balık lokantaları ile kaplı Rumeli Kavağına ulaşıyorlar.Yola devam edenler yine balık lokantalarının bulunduğu bir başka meydana geliyorlar. Bundan sonrası restoran ve masa seçmeye kalıyor. İsterseniz deniz kenarı isterseniz restoranların ikinci katları, teraslarına kurulup deniz ürünü siparişlerinizi veriyorsunuz. Eylül ayından itibaren lüfer ızgara rağbet görürken mevsimine göre diğer balık çeşitleri yanında kavakların meşhur midye tavaları tarator sosu ile, karides güveç, kalamar, limonlu roka salatası en çok istenenler arasında yer alırken tam karşınızda bulunan Anadolu Kavağı, kalesi, Yuşa Hazretleri ile ziyaret edilen boğazın balıkçı köyü olarak konuklarını ağırlıyor.
İstanbul Boğazı
İstanbul Boğazı
Türkiye
Beylerbeyi Ortaköy ile yarışıyor…
Beylerbeyi ve Ortaköy boğazın her iki yakasında yer alan iki güzide semt. Önemli özelliklerine karşı ortak, benzer tarafları ise oldukça fazla. Öncelikle her ikisi de boğaz köprüsü ayakları altında yer alıyor. İkisinde de birer yalı camisi var. Beylerbeyinde Beylerbeyi Sarayı, Ortaköy de Çırağan Sarayı rekabeti daha da artırıyor. İki semtte de Saraylar, camiler gece ışıl ışıl renk efektleri ile aydınlatılıyor. Garip bir tesadüf her iki yakadaki camide deniz kenarında bulunması nedeniyle kubbelerinde fazla ağırlık olmaması için ahşap olarak inşa edilmiş ve ikisi de farklı zamanlarda yangın geçirmiş ve sonradan restorasyon görmüşler. İki ayrı kıtanın bir başka hoşgörülü özelliği de camilerin yanı sıra diğer dinlere ait mabetlerin bir arada bulunması.Türklerin diğer dinlere olan saygısının en güzel görülen örneği Ortaköy de cami, sinagog, kilise mozaiği yan yana yer alırken, Beylerbeyi Kuzguncuk arasında cami ve kiliseyi bir arada görmek mümkün oluyor. İki semtte de çevrede çok sayıda restoranlar, cafeler, çay bahçeleri, midyeciler, parklar var. Öyle böyle değil yarış devam ediyor maalesef her iki semtin kanalizasyonları cami önlerinden denize akıyor!.
Boğaza gezi yapan dolmuş motoru (maç motoru) benzeri teknelerin eski kum motoru tabir edilen mavnaların restore edilmesiyle kazanılmış gezi teknelerinin sıkça görüldüğü sahillerden ilerleyerek bu defa demlenmiş buruk tada sahip, ince belli bardaklarla sunulan çayı ile ünlü Emirgan’a geliyoruz. Tarihi Şerifler yalısı önünde bizi tarihi bir çınar karşılıyor altında bir çeşme ve Emirgan çay Bahçesi, iki adım atıp ilerleyenler Sakıp Sabancıya ait “Atlı köşk” önünden Emirgan Korusuna dönen yolu takip ederek bambaşka bir ortamın içinde buluyorlar kendilerini. Bahar mevsimi başlangıcında çeşit çeşit laleleri ile çıldırtan bir güzelliğe bürünen Emirgan Parkı içinde köşkler, oturup bir şeyler yiyip içebileceğiz seçenekler olarak göze çarpıyor. Kuş cıvıltıları arasında havuz çevresinde, parkta dolaşırken telaşlı olduğu kadar meraklı sincaplar gezinize renk katabiliyorlar. Emirgan’dan ayrılmadan önce ilerleyen yol boyunca daha sık görebileceğiniz tekneler yer almaya başlıyor. Son bir yıl içinde sayıları hızla artan bu tekneler boğazın Avrupa yakasında hemen hemen her koyunda karşınıza çıkabiliyor ve konuklarına teknede balık keyfini yaşatmak için hizmet veriyorlar!
Tekrar karşıya geçiyoruz. Gezimizi Çengelköy’de bırakmıştık geliyoruz Küçüksu Kasrına. Ziyaret edilebilir, göz kamaştıran güzelliğe sahip Küçüksu Kasrı yanında yer alan, Fatih Sultan Köprüsünün tabyalarının yapımında kullanılan saha bir zamanlar mısırların kazanlarda kaynatıldığı ünlü bir mesire yeri olarak hatırlanırken şimdi bu bölüm yapılan çalışmalar nedeniyle kapalı. Bu arada Anadolu Hisarı ve Göksu çıkıyor karşımıza. Geç de olsa anlaşılan değeri sayesinde burada da değişim gözleniyor. Boyanmış yalılar daha bakımlı, Göksu Deresi Büyütmek için tıklayınızkıyısında çay bahçeleri, renk renk kayıkları uzaktan bakanları fotoğraf çekmeye, resim yapmaya seyretmeye imrendiriyor,esin kaynağı oluyor. Şimdi de boğazın köprü manzaralı, lüks balık lokantaları ile anılırken şöhretini Yoğurt ile yapmış Kanlıca koyuna geliyoruz. Sahilde bir vapur iskelesi kıyıda oturup yoğurt yiyecek açık ve kapalı bölümleri ile mekanlar, ulu çınar ağaçları altında çay bahçeleri, balık satanlar görebilecekleriniz arasında sıralanıyor. Kanlıca Yoğurtçusunun sahil masalarından birine oturup bardak yoğurtlardan istiyorsunuz yanında pudra şekeri ile servis ediyorlar, yoğurt molanız süresince boğazdan geçiş yapan gemiler adeta yanınızdan geçiyorlar, sahile vuran dalga sesleri arasında özellikle öğleden önceki saatlerde daha sakin olan mekan da dinlendiğinizi fark ediyorsunuz. Özellikli yerler arasında bulunan bu semt “Kanlıca’ya gidip yoğurt yiyelim” esprisini günümüzde hala yaşatıyor. Hadi yine karşıya Avrupa yakasına çay molası verdiğimiz Emirgan’dan bu defa bir başka koya İstinye ye geliyoruz. Yıllarca hizmet vermiş tarihi tersanesinin taşınmasıyla İstinye koyu yepyeni çehresiyle karşımıza çıkıyor. Çevreyi kirlettiği söylenen tersanenin gri boyalı yüzer havuzları içinde iskelelere çarpmaktan hasar görmüş Küçüksu, Koçataş,Ülev, Suvat, Halas, Sarayburnu gibi isimler taşıyan şehir hatları gemileri, kömürlü römorkörler artık görünmüyor. Bomboş koyda demirli küçük tekneler sahillin bir yakasında nefes almaya başlayıp fark edilen yemyeşil ağaçlar koyun diğer sahilinde manzaralı oturma yerleri, balık satıcıları, yatlar, yüzer balık lokantaları manzarası ile tablo güzelliği sergiliyor. İstinye’den Yeniköy’e gelirken uğramadan geçemeyeceğimiz bir muhallebici var. Yıllardır bozulmayan lezzeti ile muhallebici Zeynel de vereceğiniz mola sütlü tatlıların unutulmaya yüz tutmuş lezzetleri yeniden hatırlamanıza neden oluyor. Vereceğiniz siparişleriniz arasında, su muhallebisi üzerine gülsuyu dökülmüş ve pudra şekeri serpilmiş haliyle damakta tat bırakırken, dondurmalı veya sade olarak isteyebileceğiniz üstü fırında yanarak karartılmış kazandibi, tavuk göğsü, keşkül, sütlaç, güllaç, aşure, zerde farklı bir tat yolculuğuna çıkmanızı sağlıyor. Canlı hayat dolu Yeniköy yalıları, motorlarla denizden açık hava müzesi gibi gezi yapan yabancı turistleri ağzı açık bırakıp hayranlıkla fotoğraf çekmelerine neden olurken iskelesinden karşı yakaya Beykoz’a geçiş imkanı da veriyor. Hazır Beykoz’dan söz etmişken kısaca değinmek gerekir. Beykoz’a komşu Paşabahçe, bölgede bulunan rakı fabrikasının etkisiyle çevreye rakının ham maddesi anason kokusunu yayarken bir zamanlar çayırında pikniklerin yapıldığı, paça çorbası ile ünlü Beykoz ızgara balık kokuları ile gerek Anadolu Kavağına gerekse Polenezköy’e gidenleri uğurluyor. Biz yine Avrupa yakasındaki yolculuğumuza devam ediyor ve Yeniköy sahilinde yol alırken Kireçburnu fırınına uğramayı da ihmal etmiyoruz. Krik krak, sade çay kurabiyesi, paskalya çöreği (Üzümlü veya sade) üzümlü gevrek, poğaça çeşitleri ve dumanı tüten kıymalı börek hem oracıkta yenebilecek hem de paket yaptırıp eve taşınması gereken lezzetler arasındaki yerlerini koruyorlar. Sahilde hatta karaya taşan masalarıyla burada da yüzer balık lokantaları dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanlığı yazlık köşkü önünde süre gelen yol genişletme çalışmaları devam ederken boğazın dantel gibi işli bir başka şirin koyuna geliyoruz. Koy içi sayısız teknenin demirlediği, kıyılarına sıkış sıkış yatların bağlandığı, yol tarafı ise müzikli restoranların daha ziyade tavernaların yer aldığı Tarabya koyu yıllardır değişmeyen görüntüsü ile, bu defa Tarabya otelinin suskunluğuna karşı karakteristik özelliğini hala koruyor. Tarabya tavernaları havanın kararmasıyla beraber her akşam birbirlerini hiç tanımayan konukların birazda içkinin tesiriyle vur patlasın çal oynasın misali hayata meydan okuyanların eğlencelerine sahne oluyor.Yine bir kazıklı yol bu defa Büyükdere’ye geliyoruz sahilde çay bahçeleri ilginç ağaçlar, yol tarafında Koç Ailesine ait Sadberk Hanım Müzesi ziyaretinizi bekliyor. Müze içinde Bizans dönemi parçalar, toprak kaplar, bronz heykelcikler Kütahya, İznik türü nadide çiniler vakfiyeler, fermanlar, etnografik eserler görülebiliyor. Büyükdere üzerinden Sarıyer’e yaklaşırken yazın mısır kazanları, kağıt helva arası dondurma mı yesek, yoksa boğazın bir başka ağız tadı ünlü Sarıyer börekçisine mi uğrasak diye düşünebilirsiniz. Buna birde kaynaklardan doldurulan pınar sularını, balık lokantalarını, balık pazarını, çarşının karşı konulmaz lezzetlerini ilave ederseniz sadece Sarıyer’e bir gün ayırmak gerekebilir. En iyisi boğaz gezimize devam edebilmek için Sarıyer börekçisine uğrayıp şöyle bir paket kıymalı veya peynirli börek kestirsek veya ikinci kata çıkıp denize karşı orada mı yesek diye düşünürken çarşı içinde kırmızı tablalar üzerine dizilmiş mevsim balıkları, ışıl ışıl yanan ampuller altında üzerlerine serpilen sular aklımızı çeliyor. Sarıyer sahilini kaplayan balık lokantalarına geliyor mısır ununa bulanıp kızartılarak altın sarısı rengiyle iştah kabartan palamut dilimlerinden yemeye karar vermek üzereyken biraz daha ilerlemeye ne dersiniz. Boğazın sonuna geldik sayılır. Rumeli Kavağına yaklaşırken yanımızda Telli Baba durağı ve genç kızların özellikle de evlenme çağına gelen gelin adaylarının ve gelinlerin ziyaret yeri bulunuyor.
Her ikisinin de birer iskelesi var, şehir hatları tarifeli seferleriyle gemiler yanaşıyor. Bu iskelelerde karaya ayak basanlar için belki yok ama , Boğaz Köprüsüyle Anadolu dan Avrupa ya, Avrupa dan Anadolu ya yolculuk yapanları “Avrupa Kıtasına veya Asya Kıtasına Hoş geldiniz” tabelaları karşılıyor. Bu semtlerin farklı tarafları da yok değil tabi, mesela özellikle Avrupa sahili silueti üzerinden gün batımı Beylerbeyi sahilinden zevkle seyredilirken, mehtabın bilhassa Eylül Ekim aylarına rastlayan dönemlerinde Beylerbeyi sırtlarından doğuşuyla Beylerbeyi Sarayı eteklerine vuran yansıması Avrupa yakasında Ortaköy’den seyri muhteşem oluyor. Günümüzde Beylerbeyi cıvıl cıvıl, boğaz havası almak, iki çöp midye tava yemek, veya sahilde olta sallamak, yorgunluk atmak amacıyla sahil, restoranlar, cafeler soluklanmak isteyenlerin mekanı olurken Beylerbeyi tüm gelişmelere karşı eski ve köklü bir semt olduğunu sahile diktiği tabelasıyla vurgulamaya çalışıyor. Geçmişte anlatılanlar ise gülümsemeyle hatırlanıyor. Eski Beylerbeyinde “şirket-i Vapurları iskeleye geldiği zaman vapura binmek isteyen İstanbul beyefendileri birbirlerine aman efendim siz önden buyurun yok canım hiç olur mu, istirham ederim sizden sonra, siz buyurun demekten vapur 15 dakika rötar yaparmış! İskelelerde yaşanan bu inme binme süresindeki teşrifat merasimi yüzünden “Çengelköy’ün zerzevatı, Beylerbeyinin teşrifatı, Kuzguncuk’un haşaratı, Üsküdar’ın hırdavatı diye, vapurun gecikme nedenini anlatan kaptana ait sözler tekerleme halini almış. Bu köklü semtten belki de bir çok kişinin gözünden kaçan detayları da görmek mümkün oluyor. Beylerbeyi Camisinin yol tarafında bulunan iki basamaklı taş Padişahın Beylerbeyi Sarayından çıkıp aköy’e geçerek devam ediyoruz. Ortaköy gerek mimarisi gerekse hemen hemen her evin Beylerbeyi Camine Cuma namazına faytonla geldiği zaman faytondan inmek için kullandığı basamaklar olarak kaldırımda sessizce varlığını koruyor.
Boğazdaki gezimize Ortaltında bulunan hediyelik eşya, cafe, restoran, bar gibi lokalleri ile günün gecenin her saatinde özellikle gençlerin gözde mekanlarının başında geliyor. Sokak aralarına dizilen tezgahlarda el işleri, incik boncuk türü gümüş takılar her daim ilgi görürken kısa molalar için ayaküstü bira veya kumpir, (içine konan salata türü çeşitlerle zenginleştirilen fırınlanmış iri patates) midye tava, kumru (İzmir e özgü, kızartılmış salamlı, sosisli sandviç) bulunabilen çarşısı, sahili, sokak ressamlarının sergiledikleri resimleri ile farklı olduğu kadar küçük bir eğlence merkezini andırması ile cazibesini koruyor. İstanbul un ayrıcalıklı gece mekanları Laila, Raina gibi sahil boyu yer alıp paparazzilerin haber kaynağı lokalleri Ortaköy, Şifayurdu, Kuruçeşme gibi semtlerde geride bırakıp bir zamanlar Osmanlı çileği ile ünlenen küçük ama kokulu Arnavutköy çileğinin ana yurdu Arnavutköy’e geliyoruz. İstanbul’un eski belediye başkanı Bedrettin Dalan dönemine ait icraatlardan biri olan kazıklı yol projesi ile kazanılmış sahil yolu Arnavutköyü yepyeni bir görünüme kavuştururken, sahil yolu cafelerde soluklanan semt sakinlerine, yol boyunca yürüyüş yapanlara, balık tutanlara çeşitli olanaklar tanımış. Yalılar sırasıyla gözden geçirilip bir güzel boyanmış yeni halleri ile eskiyi günümüze taşırken yaşamsal işlevlerine altlarına açılan restoranlarla hareketlilik kazandırmışlar. Kazıklı yola bağlanan yat ve gezi tekneleri omuz omuza vererek dizili halleri ile gezintiye çıkanlara bir ölçüde Bodrum, Marmaris marinasını anımsatan bir tablo sergiliyorlar. Şimdi karşı yakaya geçiyor Beylerbeyinden ilerliyoruz biraz zor oluyor, boğazın Anadolu yakasına kazıklı yol yapılmadığı için denizle kucak kucağa yalılar orijinalliğini koruyor, belki de yoğun trafikyüzünden boğazın derinliklerindeki tarihi yalılara ulaşmak zaman içinde iki katlı yol ile mümkün olabilecekken, üst yoldan geçenlerin yalı duvarları üzerinden denizi görme imkanı da doğabilecek! Beylerbeyinin komşusu Çengelköy, çiçeği üzerinde minicik körpe salatalıkları ile ünlü semtimiz. Kıyısındaki anıtlaşmış heybetli çınar ağacı altında oturması, kiralık kayıkları ile, farklı dinlenmeler sunarken taş fırında pişirilmiş odun kokulu ekmekleri en az salatalıkları kadar ilgi görüp İstanbulluları kendine çekmeye yeterli lezzetler barındırıyor. Boğazın ağız tadı bunlarla sınırlı kalmıyor ve bu defa geçiyoruz Rumeli yakasına ve devam ediyoruz. Boğaz’ın damak tadlarından biri olup, bulunduğu ile semt ile adeta özdeşleşen Bebek Badem Ezmesi 1904 yılından beri bozulmayan kalitesiyle Cevdetpaşa Caddesinde satış dükkanında faaliyetine devam ediyor. Bebek sahilinde yer alan Bebek Parkı cafeleri ile sakin huzurlu ortamıyla ziyaretcilere boğaz havası eşliğinde seyir zevki yaşatıyor. Aşiyan, Rumeli Hisarı, yürüyüş yapıp, yemek yiyip oturabileceğiniz her tür çay bahçesi, pizzacı, balık restoranları ile dolu yerler.
Boğazın temiz havasında sabah yürüyüşüne çıkanların olduğu kadar bilhassa hafta sonlarında Bebek ve Hisar semtlerinin özel müdavimleri gerek sahil kesiminde gerekse yol tarafında bulunan kafe ve restoranları dolduruyorlar. Bunlar arasında Bebek Caminin her iki yanında bulunan kahveler boğaza karşı denizi seyrederek dinlenme kahvaltı yapma imkânı sunarken deniz üzerinde yer alan teraslı restoranları balık keyfi yaşatıyor.
Rumeli Hisarı sahili ise Hisar Kalesini geçtikten hemen sonra yol tarafında yer alan çeşitli mekânlarda kahvaltı yapmak, gazete okuyup bir şeyler içip, dinlenmek veya yemek yenecek yer alternatifleri sunuyor. İsterseniz menemen, omlet, çiğ börek, mantı isterseniz et, balık ızgara çeşitleri sipariş verebiliyorsunuz. Çay bahçeleri ise denizi biraz daha yüksekten görme imkânı sunan setleriyle konuklarını ağırlarken simit, peynir, demli çaylar, köpüklü kahveleri tercih ediliyor.
Antik Kafe Tel: (0-212) 265 50 89
Kale Çay Bahçesi Tel: (0-212) 257 55 78
Kale Kafe Pastane Tel: (0-212) 265 00 97 Büyütmek için tıklayın…Dünyanın en güzel kentlerinden biri olan ve İstanbul un en belirgin özelliği ile kenti farklı kılan boğazın, her iki yanına şehir hatları gemileri gibi uğrayarak bir geziye çıkıyoruz. Gezimizi boğazı gerdanlık gibi süsleyen Birinci Boğaziçi köprüsü altından başlayarak, Rumeli ve Anadolu Kavağına kadar uzanan güzergah üzerinde önemli uğrak noktalarına, semtlere simge olmuş lezzetlere değinerek sürdüreceğiz.
Bu gezi İstanbul da yaşayanlar için belki de sadece çağrışım yapacak türden, hatırlatıcı olmakla beraber İstanbul dışında hatta yurt dışında yaşayanlar için bir vapur düdüğü, bir martı sesi, bir yalı fotoğrafı etkisi gibi ahhh şimdi orda olmak vardı dedirtecek. İstanbul hasreti çekenlere veya uzun süre boğaz gezisi yapmayanlara ise “sihirlitur” boğazı fotoğraflarla gözler önüne serecek…
Türkiye
Beylerbeyi Ortaköy ile yarışıyor…
Beylerbeyi ve Ortaköy boğazın her iki yakasında yer alan iki güzide semt. Önemli özelliklerine karşı ortak, benzer tarafları ise oldukça fazla. Öncelikle her ikisi de boğaz köprüsü ayakları altında yer alıyor. İkisinde de birer yalı camisi var. Beylerbeyinde Beylerbeyi Sarayı, Ortaköy de Çırağan Sarayı rekabeti daha da artırıyor. İki semtte de Saraylar, camiler gece ışıl ışıl renk efektleri ile aydınlatılıyor. Garip bir tesadüf her iki yakadaki camide deniz kenarında bulunması nedeniyle kubbelerinde fazla ağırlık olmaması için ahşap olarak inşa edilmiş ve ikisi de farklı zamanlarda yangın geçirmiş ve sonradan restorasyon görmüşler. İki ayrı kıtanın bir başka hoşgörülü özelliği de camilerin yanı sıra diğer dinlere ait mabetlerin bir arada bulunması.Türklerin diğer dinlere olan saygısının en güzel görülen örneği Ortaköy de cami, sinagog, kilise mozaiği yan yana yer alırken, Beylerbeyi Kuzguncuk arasında cami ve kiliseyi bir arada görmek mümkün oluyor. İki semtte de çevrede çok sayıda restoranlar, cafeler, çay bahçeleri, midyeciler, parklar var. Öyle böyle değil yarış devam ediyor maalesef her iki semtin kanalizasyonları cami önlerinden denize akıyor!.
Boğaza gezi yapan dolmuş motoru (maç motoru) benzeri teknelerin eski kum motoru tabir edilen mavnaların restore edilmesiyle kazanılmış gezi teknelerinin sıkça görüldüğü sahillerden ilerleyerek bu defa demlenmiş buruk tada sahip, ince belli bardaklarla sunulan çayı ile ünlü Emirgan’a geliyoruz. Tarihi Şerifler yalısı önünde bizi tarihi bir çınar karşılıyor altında bir çeşme ve Emirgan çay Bahçesi, iki adım atıp ilerleyenler Sakıp Sabancıya ait “Atlı köşk” önünden Emirgan Korusuna dönen yolu takip ederek bambaşka bir ortamın içinde buluyorlar kendilerini. Bahar mevsimi başlangıcında çeşit çeşit laleleri ile çıldırtan bir güzelliğe bürünen Emirgan Parkı içinde köşkler, oturup bir şeyler yiyip içebileceğiz seçenekler olarak göze çarpıyor. Kuş cıvıltıları arasında havuz çevresinde, parkta dolaşırken telaşlı olduğu kadar meraklı sincaplar gezinize renk katabiliyorlar. Emirgan’dan ayrılmadan önce ilerleyen yol boyunca daha sık görebileceğiniz tekneler yer almaya başlıyor. Son bir yıl içinde sayıları hızla artan bu tekneler boğazın Avrupa yakasında hemen hemen her koyunda karşınıza çıkabiliyor ve konuklarına teknede balık keyfini yaşatmak için hizmet veriyorlar!
Tekrar karşıya geçiyoruz. Gezimizi Çengelköy’de bırakmıştık geliyoruz Küçüksu Kasrına. Ziyaret edilebilir, göz kamaştıran güzelliğe sahip Küçüksu Kasrı yanında yer alan, Fatih Sultan Köprüsünün tabyalarının yapımında kullanılan saha bir zamanlar mısırların kazanlarda kaynatıldığı ünlü bir mesire yeri olarak hatırlanırken şimdi bu bölüm yapılan çalışmalar nedeniyle kapalı. Bu arada Anadolu Hisarı ve Göksu çıkıyor karşımıza. Geç de olsa anlaşılan değeri sayesinde burada da değişim gözleniyor. Boyanmış yalılar daha bakımlı, Göksu Deresi Büyütmek için tıklayınızkıyısında çay bahçeleri, renk renk kayıkları uzaktan bakanları fotoğraf çekmeye, resim yapmaya seyretmeye imrendiriyor,esin kaynağı oluyor. Şimdi de boğazın köprü manzaralı, lüks balık lokantaları ile anılırken şöhretini Yoğurt ile yapmış Kanlıca koyuna geliyoruz. Sahilde bir vapur iskelesi kıyıda oturup yoğurt yiyecek açık ve kapalı bölümleri ile mekanlar, ulu çınar ağaçları altında çay bahçeleri, balık satanlar görebilecekleriniz arasında sıralanıyor. Kanlıca Yoğurtçusunun sahil masalarından birine oturup bardak yoğurtlardan istiyorsunuz yanında pudra şekeri ile servis ediyorlar, yoğurt molanız süresince boğazdan geçiş yapan gemiler adeta yanınızdan geçiyorlar, sahile vuran dalga sesleri arasında özellikle öğleden önceki saatlerde daha sakin olan mekan da dinlendiğinizi fark ediyorsunuz. Özellikli yerler arasında bulunan bu semt “Kanlıca’ya gidip yoğurt yiyelim” esprisini günümüzde hala yaşatıyor. Hadi yine karşıya Avrupa yakasına çay molası verdiğimiz Emirgan’dan bu defa bir başka koya İstinye ye geliyoruz. Yıllarca hizmet vermiş tarihi tersanesinin taşınmasıyla İstinye koyu yepyeni çehresiyle karşımıza çıkıyor. Çevreyi kirlettiği söylenen tersanenin gri boyalı yüzer havuzları içinde iskelelere çarpmaktan hasar görmüş Küçüksu, Koçataş,Ülev, Suvat, Halas, Sarayburnu gibi isimler taşıyan şehir hatları gemileri, kömürlü römorkörler artık görünmüyor. Bomboş koyda demirli küçük tekneler sahillin bir yakasında nefes almaya başlayıp fark edilen yemyeşil ağaçlar koyun diğer sahilinde manzaralı oturma yerleri, balık satıcıları, yatlar, yüzer balık lokantaları manzarası ile tablo güzelliği sergiliyor. İstinye’den Yeniköy’e gelirken uğramadan geçemeyeceğimiz bir muhallebici var. Yıllardır bozulmayan lezzeti ile muhallebici Zeynel de vereceğiniz mola sütlü tatlıların unutulmaya yüz tutmuş lezzetleri yeniden hatırlamanıza neden oluyor. Vereceğiniz siparişleriniz arasında, su muhallebisi üzerine gülsuyu dökülmüş ve pudra şekeri serpilmiş haliyle damakta tat bırakırken, dondurmalı veya sade olarak isteyebileceğiniz üstü fırında yanarak karartılmış kazandibi, tavuk göğsü, keşkül, sütlaç, güllaç, aşure, zerde farklı bir tat yolculuğuna çıkmanızı sağlıyor. Canlı hayat dolu Yeniköy yalıları, motorlarla denizden açık hava müzesi gibi gezi yapan yabancı turistleri ağzı açık bırakıp hayranlıkla fotoğraf çekmelerine neden olurken iskelesinden karşı yakaya Beykoz’a geçiş imkanı da veriyor. Hazır Beykoz’dan söz etmişken kısaca değinmek gerekir. Beykoz’a komşu Paşabahçe, bölgede bulunan rakı fabrikasının etkisiyle çevreye rakının ham maddesi anason kokusunu yayarken bir zamanlar çayırında pikniklerin yapıldığı, paça çorbası ile ünlü Beykoz ızgara balık kokuları ile gerek Anadolu Kavağına gerekse Polenezköy’e gidenleri uğurluyor. Biz yine Avrupa yakasındaki yolculuğumuza devam ediyor ve Yeniköy sahilinde yol alırken Kireçburnu fırınına uğramayı da ihmal etmiyoruz. Krik krak, sade çay kurabiyesi, paskalya çöreği (Üzümlü veya sade) üzümlü gevrek, poğaça çeşitleri ve dumanı tüten kıymalı börek hem oracıkta yenebilecek hem de paket yaptırıp eve taşınması gereken lezzetler arasındaki yerlerini koruyorlar. Sahilde hatta karaya taşan masalarıyla burada da yüzer balık lokantaları dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanlığı yazlık köşkü önünde süre gelen yol genişletme çalışmaları devam ederken boğazın dantel gibi işli bir başka şirin koyuna geliyoruz. Koy içi sayısız teknenin demirlediği, kıyılarına sıkış sıkış yatların bağlandığı, yol tarafı ise müzikli restoranların daha ziyade tavernaların yer aldığı Tarabya koyu yıllardır değişmeyen görüntüsü ile, bu defa Tarabya otelinin suskunluğuna karşı karakteristik özelliğini hala koruyor. Tarabya tavernaları havanın kararmasıyla beraber her akşam birbirlerini hiç tanımayan konukların birazda içkinin tesiriyle vur patlasın çal oynasın misali hayata meydan okuyanların eğlencelerine sahne oluyor.Yine bir kazıklı yol bu defa Büyükdere’ye geliyoruz sahilde çay bahçeleri ilginç ağaçlar, yol tarafında Koç Ailesine ait Sadberk Hanım Müzesi ziyaretinizi bekliyor. Müze içinde Bizans dönemi parçalar, toprak kaplar, bronz heykelcikler Kütahya, İznik türü nadide çiniler vakfiyeler, fermanlar, etnografik eserler görülebiliyor. Büyükdere üzerinden Sarıyer’e yaklaşırken yazın mısır kazanları, kağıt helva arası dondurma mı yesek, yoksa boğazın bir başka ağız tadı ünlü Sarıyer börekçisine mi uğrasak diye düşünebilirsiniz. Buna birde kaynaklardan doldurulan pınar sularını, balık lokantalarını, balık pazarını, çarşının karşı konulmaz lezzetlerini ilave ederseniz sadece Sarıyer’e bir gün ayırmak gerekebilir. En iyisi boğaz gezimize devam edebilmek için Sarıyer börekçisine uğrayıp şöyle bir paket kıymalı veya peynirli börek kestirsek veya ikinci kata çıkıp denize karşı orada mı yesek diye düşünürken çarşı içinde kırmızı tablalar üzerine dizilmiş mevsim balıkları, ışıl ışıl yanan ampuller altında üzerlerine serpilen sular aklımızı çeliyor. Sarıyer sahilini kaplayan balık lokantalarına geliyor mısır ununa bulanıp kızartılarak altın sarısı rengiyle iştah kabartan palamut dilimlerinden yemeye karar vermek üzereyken biraz daha ilerlemeye ne dersiniz. Boğazın sonuna geldik sayılır. Rumeli Kavağına yaklaşırken yanımızda Telli Baba durağı ve genç kızların özellikle de evlenme çağına gelen gelin adaylarının ve gelinlerin ziyaret yeri bulunuyor.
Her ikisinin de birer iskelesi var, şehir hatları tarifeli seferleriyle gemiler yanaşıyor. Bu iskelelerde karaya ayak basanlar için belki yok ama , Boğaz Köprüsüyle Anadolu dan Avrupa ya, Avrupa dan Anadolu ya yolculuk yapanları “Avrupa Kıtasına veya Asya Kıtasına Hoş geldiniz” tabelaları karşılıyor. Bu semtlerin farklı tarafları da yok değil tabi, mesela özellikle Avrupa sahili silueti üzerinden gün batımı Beylerbeyi sahilinden zevkle seyredilirken, mehtabın bilhassa Eylül Ekim aylarına rastlayan dönemlerinde Beylerbeyi sırtlarından doğuşuyla Beylerbeyi Sarayı eteklerine vuran yansıması Avrupa yakasında Ortaköy’den seyri muhteşem oluyor. Günümüzde Beylerbeyi cıvıl cıvıl, boğaz havası almak, iki çöp midye tava yemek, veya sahilde olta sallamak, yorgunluk atmak amacıyla sahil, restoranlar, cafeler soluklanmak isteyenlerin mekanı olurken Beylerbeyi tüm gelişmelere karşı eski ve köklü bir semt olduğunu sahile diktiği tabelasıyla vurgulamaya çalışıyor. Geçmişte anlatılanlar ise gülümsemeyle hatırlanıyor. Eski Beylerbeyinde “şirket-i Vapurları iskeleye geldiği zaman vapura binmek isteyen İstanbul beyefendileri birbirlerine aman efendim siz önden buyurun yok canım hiç olur mu, istirham ederim sizden sonra, siz buyurun demekten vapur 15 dakika rötar yaparmış! İskelelerde yaşanan bu inme binme süresindeki teşrifat merasimi yüzünden “Çengelköy’ün zerzevatı, Beylerbeyinin teşrifatı, Kuzguncuk’un haşaratı, Üsküdar’ın hırdavatı diye, vapurun gecikme nedenini anlatan kaptana ait sözler tekerleme halini almış. Bu köklü semtten belki de bir çok kişinin gözünden kaçan detayları da görmek mümkün oluyor. Beylerbeyi Camisinin yol tarafında bulunan iki basamaklı taş Padişahın Beylerbeyi Sarayından çıkıp aköy’e geçerek devam ediyoruz. Ortaköy gerek mimarisi gerekse hemen hemen her evin Beylerbeyi Camine Cuma namazına faytonla geldiği zaman faytondan inmek için kullandığı basamaklar olarak kaldırımda sessizce varlığını koruyor.
Boğazdaki gezimize Ortaltında bulunan hediyelik eşya, cafe, restoran, bar gibi lokalleri ile günün gecenin her saatinde özellikle gençlerin gözde mekanlarının başında geliyor. Sokak aralarına dizilen tezgahlarda el işleri, incik boncuk türü gümüş takılar her daim ilgi görürken kısa molalar için ayaküstü bira veya kumpir, (içine konan salata türü çeşitlerle zenginleştirilen fırınlanmış iri patates) midye tava, kumru (İzmir e özgü, kızartılmış salamlı, sosisli sandviç) bulunabilen çarşısı, sahili, sokak ressamlarının sergiledikleri resimleri ile farklı olduğu kadar küçük bir eğlence merkezini andırması ile cazibesini koruyor. İstanbul un ayrıcalıklı gece mekanları Laila, Raina gibi sahil boyu yer alıp paparazzilerin haber kaynağı lokalleri Ortaköy, Şifayurdu, Kuruçeşme gibi semtlerde geride bırakıp bir zamanlar Osmanlı çileği ile ünlenen küçük ama kokulu Arnavutköy çileğinin ana yurdu Arnavutköy’e geliyoruz. İstanbul’un eski belediye başkanı Bedrettin Dalan dönemine ait icraatlardan biri olan kazıklı yol projesi ile kazanılmış sahil yolu Arnavutköyü yepyeni bir görünüme kavuştururken, sahil yolu cafelerde soluklanan semt sakinlerine, yol boyunca yürüyüş yapanlara, balık tutanlara çeşitli olanaklar tanımış. Yalılar sırasıyla gözden geçirilip bir güzel boyanmış yeni halleri ile eskiyi günümüze taşırken yaşamsal işlevlerine altlarına açılan restoranlarla hareketlilik kazandırmışlar. Kazıklı yola bağlanan yat ve gezi tekneleri omuz omuza vererek dizili halleri ile gezintiye çıkanlara bir ölçüde Bodrum, Marmaris marinasını anımsatan bir tablo sergiliyorlar. Şimdi karşı yakaya geçiyor Beylerbeyinden ilerliyoruz biraz zor oluyor, boğazın Anadolu yakasına kazıklı yol yapılmadığı için denizle kucak kucağa yalılar orijinalliğini koruyor, belki de yoğun trafikyüzünden boğazın derinliklerindeki tarihi yalılara ulaşmak zaman içinde iki katlı yol ile mümkün olabilecekken, üst yoldan geçenlerin yalı duvarları üzerinden denizi görme imkanı da doğabilecek! Beylerbeyinin komşusu Çengelköy, çiçeği üzerinde minicik körpe salatalıkları ile ünlü semtimiz. Kıyısındaki anıtlaşmış heybetli çınar ağacı altında oturması, kiralık kayıkları ile, farklı dinlenmeler sunarken taş fırında pişirilmiş odun kokulu ekmekleri en az salatalıkları kadar ilgi görüp İstanbulluları kendine çekmeye yeterli lezzetler barındırıyor. Boğazın ağız tadı bunlarla sınırlı kalmıyor ve bu defa geçiyoruz Rumeli yakasına ve devam ediyoruz. Boğaz’ın damak tadlarından biri olup, bulunduğu ile semt ile adeta özdeşleşen Bebek Badem Ezmesi 1904 yılından beri bozulmayan kalitesiyle Cevdetpaşa Caddesinde satış dükkanında faaliyetine devam ediyor. Bebek sahilinde yer alan Bebek Parkı cafeleri ile sakin huzurlu ortamıyla ziyaretcilere boğaz havası eşliğinde seyir zevki yaşatıyor. Aşiyan, Rumeli Hisarı, yürüyüş yapıp, yemek yiyip oturabileceğiniz her tür çay bahçesi, pizzacı, balık restoranları ile dolu yerler.
Boğazın temiz havasında sabah yürüyüşüne çıkanların olduğu kadar bilhassa hafta sonlarında Bebek ve Hisar semtlerinin özel müdavimleri gerek sahil kesiminde gerekse yol tarafında bulunan kafe ve restoranları dolduruyorlar. Bunlar arasında Bebek Caminin her iki yanında bulunan kahveler boğaza karşı denizi seyrederek dinlenme kahvaltı yapma imkânı sunarken deniz üzerinde yer alan teraslı restoranları balık keyfi yaşatıyor.
Rumeli Hisarı sahili ise Hisar Kalesini geçtikten hemen sonra yol tarafında yer alan çeşitli mekânlarda kahvaltı yapmak, gazete okuyup bir şeyler içip, dinlenmek veya yemek yenecek yer alternatifleri sunuyor. İsterseniz menemen, omlet, çiğ börek, mantı isterseniz et, balık ızgara çeşitleri sipariş verebiliyorsunuz. Çay bahçeleri ise denizi biraz daha yüksekten görme imkânı sunan setleriyle konuklarını ağırlarken simit, peynir, demli çaylar, köpüklü kahveleri tercih ediliyor.
Antik Kafe Tel: (0-212) 265 50 89
Kale Çay Bahçesi Tel: (0-212) 257 55 78
Kale Kafe Pastane Tel: (0-212) 265 00 97 Büyütmek için tıklayın…Dünyanın en güzel kentlerinden biri olan ve İstanbul un en belirgin özelliği ile kenti farklı kılan boğazın, her iki yanına şehir hatları gemileri gibi uğrayarak bir geziye çıkıyoruz. Gezimizi boğazı gerdanlık gibi süsleyen Birinci Boğaziçi köprüsü altından başlayarak, Rumeli ve Anadolu Kavağına kadar uzanan güzergah üzerinde önemli uğrak noktalarına, semtlere simge olmuş lezzetlere değinerek sürdüreceğiz.
Bu gezi İstanbul da yaşayanlar için belki de sadece çağrışım yapacak türden, hatırlatıcı olmakla beraber İstanbul dışında hatta yurt dışında yaşayanlar için bir vapur düdüğü, bir martı sesi, bir yalı fotoğrafı etkisi gibi ahhh şimdi orda olmak vardı dedirtecek. İstanbul hasreti çekenlere veya uzun süre boğaz gezisi yapmayanlara ise “sihirlitur” boğazı fotoğraflarla gözler önüne serecek…
Buca İzmir Buca
Buca İzmir Buca
- Posted by admin | 1 Comment, Add Yours
Buca, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Bornova; doğusunda Kemalpaşa; batısında Konak ve Gaziemir; güneyinde Menderes ve Torbalı ilçeleri ile çevrelenir. Buca’da 1923 yılında belediye kurulmuş, 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur. İlçenin yüzölçümü 134 km2’dir. 3 köyü, 1 beldesi (Kaynaklar) bulunmaktadır.2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 315.136’dır. Bu nüfusun 308.661’i merkezde, 6.475’i belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 2352, nüfus artış hızı %0 43.78’dir. İlçede 49 İlköğretim Okulu, 14 Orta Öğretim Kurumu, 61968 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 2428 öğretmen görev yapmaktadır.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin çok sayıda fakültesi Buca’dadır.Sağlık hizmeti, 13 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi, 2 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem Savaş Dispanseri tarafından verilmektedir. İlçe ekonomisi ticaret, küçük sanayi, ziraat, hayvancılık ve orman ürünlerine dayanmaktadır. Kaynaklar beldesi, Kırıklar, Belenbaşı ve Karaağaç köylerinde hayvan besi haneleri, sucuk imalathaneleri, tavuk çiftlikleri, zeytinyağı imalathaneleri, kireç ocakları, meyve-sebze ambalaj tesisleri bulunur.Büyükşehir Belediyesi’ne ait Sebze Meyve Hali ve Balık Hali’nin hizmete girmesiyle ekonomik hareketlilik artmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı fakültelerin önemli bir bölümü Buca’da yer alır. Bu gelişme, Buca’ya bir öğrenci kenti kimliğini vermiştir. M.Ö.130’lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir tarih ve kültür beldesi olan Buca’da görülmeye değer tarihi yapılar arasında ; Protestan Kilisesi, Forbes, Rees, De Jongh, Baltacı Malikanesi, Russo Köşkü sayılabilir. Ayrıca, ideal dinlenme yeri olan Hasan Ağa Bahçesi ve Buca Göleti, kent halkının mesire yerlerindendir. İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin tek hipodromunun ilçe sınırları içinde bulunması, Buca için ayrı bir özelliktir.
- Posted by admin | 1 Comment, Add Yours
Buca, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyinde Bornova; doğusunda Kemalpaşa; batısında Konak ve Gaziemir; güneyinde Menderes ve Torbalı ilçeleri ile çevrelenir. Buca’da 1923 yılında belediye kurulmuş, 1987 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur. İlçenin yüzölçümü 134 km2’dir. 3 köyü, 1 beldesi (Kaynaklar) bulunmaktadır.2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 315.136’dır. Bu nüfusun 308.661’i merkezde, 6.475’i belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 2352, nüfus artış hızı %0 43.78’dir. İlçede 49 İlköğretim Okulu, 14 Orta Öğretim Kurumu, 61968 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 2428 öğretmen görev yapmaktadır.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin çok sayıda fakültesi Buca’dadır.Sağlık hizmeti, 13 Sağlık Ocağı, 3 Sağlık Evi, 2 Ana Çocuk Sağlığı, 1 Verem Savaş Dispanseri tarafından verilmektedir. İlçe ekonomisi ticaret, küçük sanayi, ziraat, hayvancılık ve orman ürünlerine dayanmaktadır. Kaynaklar beldesi, Kırıklar, Belenbaşı ve Karaağaç köylerinde hayvan besi haneleri, sucuk imalathaneleri, tavuk çiftlikleri, zeytinyağı imalathaneleri, kireç ocakları, meyve-sebze ambalaj tesisleri bulunur.Büyükşehir Belediyesi’ne ait Sebze Meyve Hali ve Balık Hali’nin hizmete girmesiyle ekonomik hareketlilik artmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı fakültelerin önemli bir bölümü Buca’da yer alır. Bu gelişme, Buca’ya bir öğrenci kenti kimliğini vermiştir. M.Ö.130’lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir tarih ve kültür beldesi olan Buca’da görülmeye değer tarihi yapılar arasında ; Protestan Kilisesi, Forbes, Rees, De Jongh, Baltacı Malikanesi, Russo Köşkü sayılabilir. Ayrıca, ideal dinlenme yeri olan Hasan Ağa Bahçesi ve Buca Göleti, kent halkının mesire yerlerindendir. İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin tek hipodromunun ilçe sınırları içinde bulunması, Buca için ayrı bir özelliktir.
Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları
Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları
Tatil Yerleri ve Tatil meknalrı hakkında bilgi alabilirsiniz... Sitemizin sol menüsünden tatil yerlerini seçebilirsiniz...
Tatil Yerleri ve Tatil meknalrı hakkında bilgi alabilirsiniz... Sitemizin sol menüsünden tatil yerlerini seçebilirsiniz...
Türkiye Otelleri Rehberi
Türkiye Otelleri Rehberi
Türkiye'nin tatil merkezlerindeki güzide illerimize ait otellere sitemizden ulaşablirsiniz... Ankara otelleri, İstanbul, otelleri, Ankara otellleri, Muğla otelleri gibi bir çok ilimizde bulunan otellere ulaşabilirsiniz..
Türkiye'nin tatil merkezlerindeki güzide illerimize ait otellere sitemizden ulaşablirsiniz... Ankara otelleri, İstanbul, otelleri, Ankara otellleri, Muğla otelleri gibi bir çok ilimizde bulunan otellere ulaşabilirsiniz..
Tatil Köyü
Online Tatil Köyü
Tatil köyleri insanların genellikle yazın tatil yapmak amacı ile konakladığı Kemer, Bodrum, Antalya, Side, Alanya, Kuşadası, Kiriş, Beldibi gibi beldelerimizde bulunan, çok geniş alan üzerine kurulmuş tesislerdir
Tatil köyleri insanların genellikle yazın tatil yapmak amacı ile konakladığı Kemer, Bodrum, Antalya, Side, Alanya, Kuşadası, Kiriş, Beldibi gibi beldelerimizde bulunan, çok geniş alan üzerine kurulmuş tesislerdir
Antalya'nın Tarihi ve Güzellikleri
Antalya
Yapılan arkeolojik kazılar sonunda elde edilen bulgulardan Antalya ve bölgesinde, günümüzden 50 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır. Bu kanıtlar Antalya�nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcıköy sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunmuştur. Karain Mağrasında Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Bronz Çağlarına ait kalıntılar elde edilmiştir.
Anadolu�ya Kafkasya�dan İran ve Mezopotamya yolu ile geldiği sanılan Hitit�ler İ.Ö. 2500-1200 yılları arasında Anadolu�da egemenliklerini sürdürmüşlerdir. İ.Ö. 2000-1400 yıllarındaki durumu gösteren tarih haritalarında Antalya Bölgesi büyük Hitit krallığı içinde kalmaktadır.
İ.Ö. XIII. ve XII. yüzyıllarda Trakya�dan gelen kabileler Hitit uygarlığına son vermişlerdir. Antalya Bölgesinde Pamfilya, Likya ve Kilikya gibi kent devletleri ortaya çıkmıştır.
Bugünkü Antalya ili, Pamfilya�nın tamamını, Pisidya�nın güneyini, İsaurya ve Kilikya�nın batısını ve Likya�nın doğusunu içine almaktadır.
O devirde bölge halkı, kökenleri tam olarak bilinmeyen çeşitli Anadolu kavimleri ve Frig�ler denen Trakya kavimleri gibi farklı kavimlerden oluşmaktaydı. Yunanca kökenli olan Pamphylia sözcüğü, �çok� anlamı taşıyan �pan� ve �soy� anlamına gelen �phyle� sözcüklerinin birleşmesinden oluşmaktadır.
İ.Ö. XII. ve VIII. yüzyıllarda Yunanistan�dan Anadolu�ya 2 dalga göç olmuş ve bu göçler sonucu çok sayıda kent ve uygarlık merkezi oluşmuştur. Günümüzde bunlardan 100�e yakını Antalya sınırları içerisinde bulunmaktadır.
İ.Ö. VII. yüzyıldan 546 yılına kadar bölgede süren Lidya egemenliği yerini İ.Ö. 546 yılında Pers egemenliğine bırakmıştır. Makedonya Komutanı Büyük İskender, bölgedeki Pers egemenliğine İ.Ö. 336 yılında son verir. Bölgedeki bütün kentleri (Termessos gibi bazı istisnalar dışında) alır. İskender İ.Ö. 323 yılında ölünce, generalleri arasında uzun yıllar süren savaşlar başlar. Bu savaşlar İ.Ö. 188 yılına kadar sürer. Bu tarihte Selökid Kralı III.Antiokhos, Bergama Kralına yenilmiş ve Apamea barışı yapılmıştır. Bergama kralı II.Attalos (İ.Ö.159-138) mevcut kenti onartmış ve Antalya kentinin bilinen tarihi başlamıştır. O tarihten itibaren kent Attalaia adıyla bilinmekte, daha sonra Adalia ve Adalya gibi isimler alarak günümüze Antalya olarak ulaşmaktadır.
İ.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu�na katılır. Bundan sonra bölgede korsanların ve korsanlara ait küçük kentlerin önemli rol oynadığı bir devir başlar. Bu küçük güçler, Pontus Kralı Midridat�ın komutasında İ.Ö. 88 yılında birleşerek Romalı� ları Anadolu�dan çıkarırlar. Fakat bu durum uzun sürmemiş, İ.Ö. 65 yılında Pompeus Anadolu�ya saldırarak korsan şehirleri egemenliği altına almıştır. Roma Kralı Antonius, Coracesium (Alanya) ve çevresini Kleopatra�ya, Suriye, Kilikya ve Fenike�yi ise Kleopatra�nın oğluna vermiştir. İ.Ö. 32 yılında bölge tekrar Roma�ya bağlanmıştır.
Cladius İ.S. 43 yılında Pamfilya ve Likya�yı birleştirerek bir krallık haline getirmiştir. İ.S. II. ve III. yüzyıllarda Antalya, tarihinin en görkemli gelişmesini yaşar. İ.S. II. yüzyıldan itibaren bölgede hıristiyanlığın yayılmaya başladığı görülür. Bizans egemenliği sırasında, İ.S. V. ve VI. yüzyıllara kadar Antalya�nın yeni bir gelişme devri geçirdiği bilinmektedir. Bu yüzyıllarda kent, surların dışına kadar taşmıştır.
İ.S. VII. yüzyıldan itibaren bölgede müslüman arapların etkili olmaya başladığı görülür. Bölge, İslam egemenliğine 1085 yılında ve Anadolu Selçukluları�ndan Süleyman Şah zamanında geçmiştir. Ondan önce İ.S. 860 yılında Amiral Karinoğlu Fazl Antalya�yı almışsa da kısa bir süre sonra kent tekrar Bizans�a geçmiştir.
1103 yılında Bizans İmparatoru Alexius Komnenos Antalya�yı ele geçirmişse de kent kısa süre sonra tekrar Türk�lere geçmiştir. Bu tür el değiştirmeler 6 kez tekrarlanmıştır. 1120-1206 yılları arasında Antalya Bizans�da kalmıştır.
1206 yılında Sultan I.Gıyaseddin Keyhüsrev Antalya�yı alır. Ölümü üzerine kent tekrar hıristiyanların eline geçmiş, fakat oğlu Keykuvas kısa bir süre sonra geri almayı başarmıştır.
Selçuklu�lar İlhanlı baskısına daha fazla dayanamayıp zayıflayınca Anadolu�da bağımsız beylikler devri başlamıştır. Bu devrede Antalya 95 yıl süre ile bağımsız bir beylik olarak kalmıştır. Hamidoğulları soyundan gelen Teke Beyleri 1308-1426 yılları arasında, bölgede Teke Beyliği egemenliğini sürdürmüşlerdir.
Antalya�nın Osmanlı denetimine girişi ile ilgili kaynaklarda farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bazı kaynaklarda, Antalya�nın I.Murat zamanında ve 1391 yılında Osmanlı topraklarına katıldığı belirtilmektedir. Diğer bazı kaynaklar ise bölgeyi Yıldırım Beyazid�in aldığını ve Antalya�yı oğlu Sultan Murad�a hediye ettiğini ileri sürmektedir. Birinci Dünya Savaşı�na kadar Osmanlı yönetiminde kalan Antalya, Teke Sancağı�na bağlı önemli bir liman kenti olarak varlığını sürdürmüştür.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında, 29 Nisan 1919�da Antalya ve çevresi İtalyan�lar tarafından işgal edildi. İşgal sırasında İtalyanlar� la yerli halk arasında çatışma olmaması için büyük gayret harcandı. Kurtuluş Savaşı sırasında Antalya ve bölgesi gönüllü asker ve maddi yardımla batı cephesindeki savaşlarda ulusal güçlere destek olmuştur. İtalyan� ların özellikle istihbarat konusunda Türk� lere yardımcı oldukları bilinmektedir. İtalyan işgali 1921 yılının ortalarında kalkmaya başlar. 5 Temmuz 1921 de ise Antalya İtalyan işgalinden tamamen kurtulur.
Yapılan arkeolojik kazılar sonunda elde edilen bulgulardan Antalya ve bölgesinde, günümüzden 50 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır. Bu kanıtlar Antalya�nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcıköy sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunmuştur. Karain Mağrasında Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Bronz Çağlarına ait kalıntılar elde edilmiştir.
Anadolu�ya Kafkasya�dan İran ve Mezopotamya yolu ile geldiği sanılan Hitit�ler İ.Ö. 2500-1200 yılları arasında Anadolu�da egemenliklerini sürdürmüşlerdir. İ.Ö. 2000-1400 yıllarındaki durumu gösteren tarih haritalarında Antalya Bölgesi büyük Hitit krallığı içinde kalmaktadır.
İ.Ö. XIII. ve XII. yüzyıllarda Trakya�dan gelen kabileler Hitit uygarlığına son vermişlerdir. Antalya Bölgesinde Pamfilya, Likya ve Kilikya gibi kent devletleri ortaya çıkmıştır.
Bugünkü Antalya ili, Pamfilya�nın tamamını, Pisidya�nın güneyini, İsaurya ve Kilikya�nın batısını ve Likya�nın doğusunu içine almaktadır.
O devirde bölge halkı, kökenleri tam olarak bilinmeyen çeşitli Anadolu kavimleri ve Frig�ler denen Trakya kavimleri gibi farklı kavimlerden oluşmaktaydı. Yunanca kökenli olan Pamphylia sözcüğü, �çok� anlamı taşıyan �pan� ve �soy� anlamına gelen �phyle� sözcüklerinin birleşmesinden oluşmaktadır.
İ.Ö. XII. ve VIII. yüzyıllarda Yunanistan�dan Anadolu�ya 2 dalga göç olmuş ve bu göçler sonucu çok sayıda kent ve uygarlık merkezi oluşmuştur. Günümüzde bunlardan 100�e yakını Antalya sınırları içerisinde bulunmaktadır.
İ.Ö. VII. yüzyıldan 546 yılına kadar bölgede süren Lidya egemenliği yerini İ.Ö. 546 yılında Pers egemenliğine bırakmıştır. Makedonya Komutanı Büyük İskender, bölgedeki Pers egemenliğine İ.Ö. 336 yılında son verir. Bölgedeki bütün kentleri (Termessos gibi bazı istisnalar dışında) alır. İskender İ.Ö. 323 yılında ölünce, generalleri arasında uzun yıllar süren savaşlar başlar. Bu savaşlar İ.Ö. 188 yılına kadar sürer. Bu tarihte Selökid Kralı III.Antiokhos, Bergama Kralına yenilmiş ve Apamea barışı yapılmıştır. Bergama kralı II.Attalos (İ.Ö.159-138) mevcut kenti onartmış ve Antalya kentinin bilinen tarihi başlamıştır. O tarihten itibaren kent Attalaia adıyla bilinmekte, daha sonra Adalia ve Adalya gibi isimler alarak günümüze Antalya olarak ulaşmaktadır.
İ.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu�na katılır. Bundan sonra bölgede korsanların ve korsanlara ait küçük kentlerin önemli rol oynadığı bir devir başlar. Bu küçük güçler, Pontus Kralı Midridat�ın komutasında İ.Ö. 88 yılında birleşerek Romalı� ları Anadolu�dan çıkarırlar. Fakat bu durum uzun sürmemiş, İ.Ö. 65 yılında Pompeus Anadolu�ya saldırarak korsan şehirleri egemenliği altına almıştır. Roma Kralı Antonius, Coracesium (Alanya) ve çevresini Kleopatra�ya, Suriye, Kilikya ve Fenike�yi ise Kleopatra�nın oğluna vermiştir. İ.Ö. 32 yılında bölge tekrar Roma�ya bağlanmıştır.
Cladius İ.S. 43 yılında Pamfilya ve Likya�yı birleştirerek bir krallık haline getirmiştir. İ.S. II. ve III. yüzyıllarda Antalya, tarihinin en görkemli gelişmesini yaşar. İ.S. II. yüzyıldan itibaren bölgede hıristiyanlığın yayılmaya başladığı görülür. Bizans egemenliği sırasında, İ.S. V. ve VI. yüzyıllara kadar Antalya�nın yeni bir gelişme devri geçirdiği bilinmektedir. Bu yüzyıllarda kent, surların dışına kadar taşmıştır.
İ.S. VII. yüzyıldan itibaren bölgede müslüman arapların etkili olmaya başladığı görülür. Bölge, İslam egemenliğine 1085 yılında ve Anadolu Selçukluları�ndan Süleyman Şah zamanında geçmiştir. Ondan önce İ.S. 860 yılında Amiral Karinoğlu Fazl Antalya�yı almışsa da kısa bir süre sonra kent tekrar Bizans�a geçmiştir.
1103 yılında Bizans İmparatoru Alexius Komnenos Antalya�yı ele geçirmişse de kent kısa süre sonra tekrar Türk�lere geçmiştir. Bu tür el değiştirmeler 6 kez tekrarlanmıştır. 1120-1206 yılları arasında Antalya Bizans�da kalmıştır.
1206 yılında Sultan I.Gıyaseddin Keyhüsrev Antalya�yı alır. Ölümü üzerine kent tekrar hıristiyanların eline geçmiş, fakat oğlu Keykuvas kısa bir süre sonra geri almayı başarmıştır.
Selçuklu�lar İlhanlı baskısına daha fazla dayanamayıp zayıflayınca Anadolu�da bağımsız beylikler devri başlamıştır. Bu devrede Antalya 95 yıl süre ile bağımsız bir beylik olarak kalmıştır. Hamidoğulları soyundan gelen Teke Beyleri 1308-1426 yılları arasında, bölgede Teke Beyliği egemenliğini sürdürmüşlerdir.
Antalya�nın Osmanlı denetimine girişi ile ilgili kaynaklarda farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bazı kaynaklarda, Antalya�nın I.Murat zamanında ve 1391 yılında Osmanlı topraklarına katıldığı belirtilmektedir. Diğer bazı kaynaklar ise bölgeyi Yıldırım Beyazid�in aldığını ve Antalya�yı oğlu Sultan Murad�a hediye ettiğini ileri sürmektedir. Birinci Dünya Savaşı�na kadar Osmanlı yönetiminde kalan Antalya, Teke Sancağı�na bağlı önemli bir liman kenti olarak varlığını sürdürmüştür.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında, 29 Nisan 1919�da Antalya ve çevresi İtalyan�lar tarafından işgal edildi. İşgal sırasında İtalyanlar� la yerli halk arasında çatışma olmaması için büyük gayret harcandı. Kurtuluş Savaşı sırasında Antalya ve bölgesi gönüllü asker ve maddi yardımla batı cephesindeki savaşlarda ulusal güçlere destek olmuştur. İtalyan� ların özellikle istihbarat konusunda Türk� lere yardımcı oldukları bilinmektedir. İtalyan işgali 1921 yılının ortalarında kalkmaya başlar. 5 Temmuz 1921 de ise Antalya İtalyan işgalinden tamamen kurtulur.
Side Otelleri
Alba Resort Tilkiler Mah. Colakli Manavgat Side/ Antalya
Asteria Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Kaya Hotels- Side Kaya Titreyen Gol Mevkii Manavgat Side/ Antalya
L’Ambiance Hotel Side Kızılagac Mevkii Manavgat Side/ Antalya
Perissia Hotel Side Side Antalya
Hotel Saray Regency Titreyen Gol Mevkii manavgat Side
Sunrise Queen Hotel Kumkoy Yolu Bingesik Mevkii Side/ Antalya
Suray Saray Hotel Colakli Side/ Antalya
Taksim International Side Sorgun mevkii Manavgat / Antalya
Washington Resort Hotel Karacalar Mevkii Side-Manavgat/ Antalya
Club Blue Waters Resort Sorgun Manavgat/ Antalya
Hotel Defne 1 Deniz Buku Side/ Antalya
Defne Star Hotel Deniz Buku Mevkii Side/ Antalya
Defne Dream Colakli Manavgat/ Antalya
Defne Garden Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Excelsior Corinthia Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Linda Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Nova Park Hotel Bingesik Mevkii Kumkoy Side/ Antalya
Palm Beach Hotel And Apartments Trt Sitesi Yani Kumkoy Side/ Antalya
Side Stone Palace Hotel Colakli Tilkiler Mevkii Manavgat/ Antalya
Sillyon Resort Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Hotel Sol Muna Kumkoy Side Antalya
Hotel Terrace Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Hotel Venüs Titreyen Gol Mevkii Sorgun Manavgat/ Antalya
Hane Hotel Kumkoy Side Antalya
Hera Hotel Deniz Buku Mevkii Selimiye Mah. Side/ Antalya
Hotel Iz Flower Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Side Beach Hotel Buyuk Ptt Karsisi Side/ Antalya
Side Mare Kumkoy Side / Antalya
Side Seher Hotel Colakli Manavgat/ Antalya
Sidelya Hotel Colakli Beldesi Manavgat/ Antalya
Hotel Villa Side Kumoy Side/ Anatlya
Side Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Aldiana Side Tatil Köyü Manavgat/ Antalya
Iberostar Paradise Side Beach Tatil Köyü Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Petro Club Side Holiday Village RCI Affiliated Resort Tatil Köyü Colakli Manavgat/ Antalya
Regulus Club Pacific Tatil Köyü Sorgun Manavgat/ Antalya
The Pasha’s Beach Club Hotel Tatil Köyü Orensehir Koyu Tepealti Mevkii Manavgat/ Antalya
Taksim International Side Turtel Tatil Köyü Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Club & Hotel Turan Prince Tatil Köyü Kizilagac Turizm Merkezi Side-Manavgat/ Antalya
Voyage Club Turtel Sorgun Holiday Village Tatil Köyü Sorgun Manavgat/ Antalya
Arena Bungalow Club Tatil Köyü Denizbuku Mevkii Side/ Antalya
Can Garden Tatil Köyü Liman Cad. Side/ Antalya
Otel Gazipasa Pasha Star & Pasha Apartments Tatil Köyü Yali mah. Side-Manavgat/ Antalya
Asteria Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Kaya Hotels- Side Kaya Titreyen Gol Mevkii Manavgat Side/ Antalya
L’Ambiance Hotel Side Kızılagac Mevkii Manavgat Side/ Antalya
Perissia Hotel Side Side Antalya
Hotel Saray Regency Titreyen Gol Mevkii manavgat Side
Sunrise Queen Hotel Kumkoy Yolu Bingesik Mevkii Side/ Antalya
Suray Saray Hotel Colakli Side/ Antalya
Taksim International Side Sorgun mevkii Manavgat / Antalya
Washington Resort Hotel Karacalar Mevkii Side-Manavgat/ Antalya
Club Blue Waters Resort Sorgun Manavgat/ Antalya
Hotel Defne 1 Deniz Buku Side/ Antalya
Defne Star Hotel Deniz Buku Mevkii Side/ Antalya
Defne Dream Colakli Manavgat/ Antalya
Defne Garden Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Excelsior Corinthia Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Linda Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Nova Park Hotel Bingesik Mevkii Kumkoy Side/ Antalya
Palm Beach Hotel And Apartments Trt Sitesi Yani Kumkoy Side/ Antalya
Side Stone Palace Hotel Colakli Tilkiler Mevkii Manavgat/ Antalya
Sillyon Resort Hotel Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Hotel Sol Muna Kumkoy Side Antalya
Hotel Terrace Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Hotel Venüs Titreyen Gol Mevkii Sorgun Manavgat/ Antalya
Hane Hotel Kumkoy Side Antalya
Hera Hotel Deniz Buku Mevkii Selimiye Mah. Side/ Antalya
Hotel Iz Flower Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Side Beach Hotel Buyuk Ptt Karsisi Side/ Antalya
Side Mare Kumkoy Side / Antalya
Side Seher Hotel Colakli Manavgat/ Antalya
Sidelya Hotel Colakli Beldesi Manavgat/ Antalya
Hotel Villa Side Kumoy Side/ Anatlya
Side Hotel Kumkoy Side/ Antalya
Aldiana Side Tatil Köyü Manavgat/ Antalya
Iberostar Paradise Side Beach Tatil Köyü Titreyen Gol Mevkii Manavgat/ Antalya
Petro Club Side Holiday Village RCI Affiliated Resort Tatil Köyü Colakli Manavgat/ Antalya
Regulus Club Pacific Tatil Köyü Sorgun Manavgat/ Antalya
The Pasha’s Beach Club Hotel Tatil Köyü Orensehir Koyu Tepealti Mevkii Manavgat/ Antalya
Taksim International Side Turtel Tatil Köyü Kumkoy Mevkii Side/ Antalya
Club & Hotel Turan Prince Tatil Köyü Kizilagac Turizm Merkezi Side-Manavgat/ Antalya
Voyage Club Turtel Sorgun Holiday Village Tatil Köyü Sorgun Manavgat/ Antalya
Arena Bungalow Club Tatil Köyü Denizbuku Mevkii Side/ Antalya
Can Garden Tatil Köyü Liman Cad. Side/ Antalya
Otel Gazipasa Pasha Star & Pasha Apartments Tatil Köyü Yali mah. Side-Manavgat/ Antalya
Alanya Otelleri
Orientale Hotel Cumhuriyet Mah. Top Sk. Mahmutlar Alanya/ Antalya
Grand Kaptan Hotel Obagol Mevkii Alanya/ Antalya
Serapsu Beach Resort Konakli Beldesi Alanya/ Antalya
Hotel Ananas Altinyunus Hotel Mersin Yolu Uzeri Gazipasa Cad.Alanya/ Antalya
Sunset Beach Hotel Kestel Kasabasi Han Onu Mevkii Alanya/ Antalya
Club Alantur Dimcayi Mevkii Alanya/ Antalya
Happy Elegance Hotel Kuyucak Mevkii Mahmutlar Alanya/ Antalya
Kaptan Hotel Iskele Cad. Alanya/ Antalya
Konaktepe Hotel Konaklı Ilkokulu Yani Konakli- Alanya/ Antalya
Sunrise Katya Hotel Obagol Mevkii Alanya/ Antalya
Sunshine Hotel Kestel Kasabası Alanya/ Antalya
Taksim International Obaköy Gazipasa Cad. Gol Mevkii Alanya/ Antalya
Vikingen Beach Club Konakli Alanya/ Antalya
Alanya Klas Hotel Kargicak Beldesi Alanya/ Antalya
Blue Sky Hotel And Apart Azakoglu Sahil Sitesi Alanya/ Antalya
Club Banana Hotel Cumhuriyet Mah. Alanya/ Antalya
Club Hotel Titan Kargicak Alanya/ Antalya
Grand Bali Hotel Damlatas Cad. Alanya/ Antalya
Kaya Hotels- Alanya Kaya Ataturk Cad. Alanya/ Antalya
Kleopatra Inn Hotel Kizlarpinari Mah. Otogar Mavkii Alanya/ Antalya
Kleopatra Life Hotel Saray Mah. HaciHamdioglu Cad. Alanya/ Antalya
Akropol Hotel Kestel Kasabasi Alanya/ Antalya
Deha Hotel (Peninsula Hotels) Mahmutlar Mevkii Alanya/ Antalya
Club Oasis Vista Holiday Resort Konakli Alanya / Antalya
Grand Kaptan Hotel Obagol Mevkii Alanya/ Antalya
Serapsu Beach Resort Konakli Beldesi Alanya/ Antalya
Hotel Ananas Altinyunus Hotel Mersin Yolu Uzeri Gazipasa Cad.Alanya/ Antalya
Sunset Beach Hotel Kestel Kasabasi Han Onu Mevkii Alanya/ Antalya
Club Alantur Dimcayi Mevkii Alanya/ Antalya
Happy Elegance Hotel Kuyucak Mevkii Mahmutlar Alanya/ Antalya
Kaptan Hotel Iskele Cad. Alanya/ Antalya
Konaktepe Hotel Konaklı Ilkokulu Yani Konakli- Alanya/ Antalya
Sunrise Katya Hotel Obagol Mevkii Alanya/ Antalya
Sunshine Hotel Kestel Kasabası Alanya/ Antalya
Taksim International Obaköy Gazipasa Cad. Gol Mevkii Alanya/ Antalya
Vikingen Beach Club Konakli Alanya/ Antalya
Alanya Klas Hotel Kargicak Beldesi Alanya/ Antalya
Blue Sky Hotel And Apart Azakoglu Sahil Sitesi Alanya/ Antalya
Club Banana Hotel Cumhuriyet Mah. Alanya/ Antalya
Club Hotel Titan Kargicak Alanya/ Antalya
Grand Bali Hotel Damlatas Cad. Alanya/ Antalya
Kaya Hotels- Alanya Kaya Ataturk Cad. Alanya/ Antalya
Kleopatra Inn Hotel Kizlarpinari Mah. Otogar Mavkii Alanya/ Antalya
Kleopatra Life Hotel Saray Mah. HaciHamdioglu Cad. Alanya/ Antalya
Akropol Hotel Kestel Kasabasi Alanya/ Antalya
Deha Hotel (Peninsula Hotels) Mahmutlar Mevkii Alanya/ Antalya
Club Oasis Vista Holiday Resort Konakli Alanya / Antalya
Antalya Otelleri
Marina Residence
Özel Belgeli
(Kaleici)
Antalya
Club & Hotel Sera
(Lara)
Antalya
Falez Hotel Antalya Antalya
Olbia Hotel
(Konyaalti)
Antalya
Dedeman Resort Antalya Lara Yolu Antalya
Ofo Hotel Lara / Antalya
Sheraton Voyager Antalya 100. Yil Bulvari /Antalya
Talya Hotel Fevzi Cakmak Cad./ Antalya
Hotel Antalya Eski Lara Yolu Antalya
Sealife Hotel Konyaalti Sahil Seridi Antalya
Lara Falcon Hotel Sirinyali Mah. Lara / Antalya
Antalya Lara Plaza Hotel Guzeloba Mah. Manolya Sok. Antalya
Atan Park Hotel Eski Lara Cad./ Antalya
Club Hotel Orange Sirinyali Mah. Eski Karayolu Antalya
Maryot Hotel Elmali Mah. Kazim Ozalp Cad./ Antalya
Hotel Solaris Caglayan Mah. Barinaklar/ Antalya
Cangar Hotel Tonguc Cad. Antalya
Lara Hotel Agrigento Lara Yolu Antalya
Hotel Lara Olivia Lara Cad. Antalya
Özel Belgeli
(Kaleici)
Antalya
Club & Hotel Sera
(Lara)
Antalya
Falez Hotel Antalya Antalya
Olbia Hotel
(Konyaalti)
Antalya
Dedeman Resort Antalya Lara Yolu Antalya
Ofo Hotel Lara / Antalya
Sheraton Voyager Antalya 100. Yil Bulvari /Antalya
Talya Hotel Fevzi Cakmak Cad./ Antalya
Hotel Antalya Eski Lara Yolu Antalya
Sealife Hotel Konyaalti Sahil Seridi Antalya
Lara Falcon Hotel Sirinyali Mah. Lara / Antalya
Antalya Lara Plaza Hotel Guzeloba Mah. Manolya Sok. Antalya
Atan Park Hotel Eski Lara Cad./ Antalya
Club Hotel Orange Sirinyali Mah. Eski Karayolu Antalya
Maryot Hotel Elmali Mah. Kazim Ozalp Cad./ Antalya
Hotel Solaris Caglayan Mah. Barinaklar/ Antalya
Cangar Hotel Tonguc Cad. Antalya
Lara Hotel Agrigento Lara Yolu Antalya
Hotel Lara Olivia Lara Cad. Antalya
14 Ocak 2008 Pazartesi
Panorama Deira Hotel
Otel BilgisiPanorama Hotel Deira is ideally located in the heart of Dubai, opposite Al Ghurair Shopping Mall, and only 5 minutes from the International Airport. All rooms ofer marvellous iews of the famous Al Riqqa Street. All rooms are equipped with private bath, colour television with satellite transmission, mini fridge, and IDD telephone and are centrally airconditioned. Cancellation: Incase of cancellation less than 72 hours prior to arrival, or No show, one nights charge will be applicable.
Otel Olanakları
Güvenlik Kasası
Kuru Temizleme
24 Saat Oda Servisi
Döviz Değişimi
Toplam Restaurant
Konum Bilgisi
Located in the heart of Dubai on Omar Bin Al Khattab Road, opposite Al Ghuraiar City shopping mall, facing tourists favourite Al Rigga Street and at walking distance from Dubai's busiest shopping areas ie. Naif Road and Nasser Square.
Otel Bilgisi, Otel Özellikleri, Otel Olanakları
Otel BilgisiAkdenizin büyüleyici maviliği ile kaplı, Antalya ve Beydağları manzaralı etkiliyici bir atmosferde buluşmak, sizin için büyük bir zevk olacaktır. Sea Life Resort Hotel & SPA 1995 yılında hizmete başlayarak, 2005 yılında tamamen yenilenmiş haliyle misafirlerine hizmet vermekten gurur duymaktadır.
Otel Özellikleri
* Akdeniz ve dünya mutfağının değişik tadlarını Gurmelerimizin marifetli ellerinden tadacaksınız. Otelde 250 kişilik açık büfe ana restoran, çok özel menüleri ile 60 kişilik A'la carte restoran, 350 kişilik çok amaçlı banket salonu bulunmaktadır. Ayrıca Roof bar, Havuz bar, Lobi bar, Vitamin bar ve Disco ile eğlenceye farlı bir boyut katacaksınız.
* Çalışmanız için yaratıcı, motive edici ve rahatlatıcı bir atmosfer ve profesyonel iş yaşantınızda stresten uzak kalmanız için tasarlanmış 3 adet toplantı salonu hizmetinizdedir.
* Gündüz spor aktiviteleri ve akşam muhteşem showları ile gün boyu animasyon ve mini club, açık ve kapalı yüzme havuzları, çocuk havuzları, profesyonel aletleri ile fitness ve Spa ile tatilinizi rahat ve eğlenceli kılacaksınız. Günü discoda eğlenerek noktalaya bilirsiniz. Oteldeki aktiviteler; Fitness Center, Masa Tenisi, Canlı Müzik, Aerobik, Animasyon Showları, Bilardo, Sauna Türk Hamamı, Güzellik Merkezi, Masaj, Kuaför, Fotoğraf Servisi, Oyun Odası ve SPA.
Otel Olanakları
Konferans Olanakları
İnternet Erişimi
Gece Klubü
Fitnes
Açık Yüzme Havuzu
Kapalı Yüzme Havuzu
Sauna
24 Saat Resepsiyon
Buhar Banyosu
24 Saat Oda Servisi
Bilardo
Masa Tenisi
Toplam Konferans Salonu
Etiketler:
Otel Bilgisi,
Otel Olanakları,
Otel Özellikleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Blog Arşivi
-
▼
2008
(47)
-
▼
Ocak
(47)
- KuşAdası Kaplıcalar
- Kuşadası Plajları
- Mehmet Paşa Kervansarayı
- Kruvaziyer ve Yat Limanları
- Kuş Adasında Gezilecek Yerler Güvercinada
- Kuşadası Ulaşım
- Kuşadası Genel Tanıtım
- ÇATAZMAK PLAJI
- ÇİFTLİKKÖY VE PIRLANTA PLAJI
- DALYAN VE SAKIZLI KOY
- ILDIRI
- ŞİFNE BÜYÜK LİMAN-PAŞA LİMANI
- BOYALIK KOYU
- ILICA
- Çeşme plajları
- Pırlanta Plajı’nda Kitesurf
- Rüzgar sörfü
- Ildırı Körfezi
- Yatak Adası
- Fener Adası
- Dalış ve sualtının gizemli dünyası
- Çeşme-Altınyunus Yat Limanı
- Alaçatı İskelesi
- Çeşme’de yatçılık Yat Limanı
- KAMP-KARAVAN
- Sportif aktiviteler AVCILIK
- Erytrai
- Müzeler Çeşme Müzesi
- Çeşme kalesi
- Çeşmenin Cografi Yapısı Coğrafi Konum
- Çeşmeye Nasıl Ulaşırım
- Bodrumda Ne Alınır
- İzmir - Çiğli
- Bodrum Gölcük Kır Kahvesi
- Esentepe
- Telli Baba
- İstanbul Boğazı
- Buca İzmir Buca
- Tatil Yerleri ve Tatil Mekanları
- Türkiye Otelleri Rehberi
- Tatil Köyü
- Antalya'nın Tarihi ve Güzellikleri
- Side Otelleri
- Alanya Otelleri
- Antalya Otelleri
- Panorama Deira Hotel
- Otel Bilgisi, Otel Özellikleri, Otel Olanakları
-
▼
Ocak
(47)

